NETİZ TV
geleceğin net portalı

Yıldırım KOÇ:SENDİKACILARI NASIL DEĞERLENDİRMELİ?

yildirimKocAyrıca sendikacıları çok dinledim. Sendikacılar birbirlerini hiç sevmezler. Bugüne kadar bir başka sendikacıyı öven bir sendikacı görmedim. Daha doğrusu, yüzüne karşı övseler de, arkasından neler konuştuklarını biliyorum. Sendikacıların birbirlerinin aleyhinde anlattıklarının da iyi bir dinleyicisi oldum. Bunların hepsine inanmasam da, inandıklarım ve belgelendirdiklerim de oldu.Ömrümün 40 yılı aşkın bir bölümünü sendikacılarla yakın ilişki içinde geçirdim. İşçi ve kamu çalışanları sendikaları konfederasyonlarının, bunlara bağlı sendikaların ve sendika şubelerinin binlerce yöneticisiyle yapılan toplantılara katıldım. Bu toplantılarda onları yakından tanıma olanağım oldu.

Belki bu deneyimler nedeniyle sendikacılara hep kuşkuyla yaklaştım. Ancak, işçilerin yalnızca yüzde 7’sini örgütleyebilmiş olsalar bile, sendikacıların yine de önemli kişiler olduklarını düşünüyorum.

Nasıl bir sendikacı?

Peki, bir sendikacıyı nasıl değerlendiriyorum?

Bazı genç muhabir arkadaşlar, bir sendikacıdan demeç aldıklarında çok heyecanlanabiliyor. Sendikacı esiyor, gürlüyor. Muhabir arkadaş da bunları haber yapıyor. Ancak daha sonra bu kişinin yaptıklarına bakıyorsunuz; söyledikleriyle ilgisi alakası yok. Ancak sendika üyeleri bu çelişki nedeniyle yöneticilerini eleştirmiyor da. O zaman bu davranış kalıbı sürdürülüyor.

Sendikacıyı neye göre değerlendiriyorum?

Önce giyimine kıyafetine bakıyorum. Bu çevreleri tanımayana böyle bir ölçüt yanlış gelebilir; bence değil. Eğer işverenlere, üst düzey bürokratlara veya politikacılara özenerek giyiniyorsa, o sendikacı genellikle sisteme dahil edilmiştir. Ayakkabısına ve kravatına ödediği büyük miktardaki parayla övünen sendikacılar gördüm.

Daha sonra sendika olanaklarını nasıl kullandığına bakıyorum.

Eğer işçilerin ödediği aidatlarla çok lüks hizmet araçları alıyor, bunları özel işlerinde de kullanıyor veya yakınlarına kullandırtıyorsa, geçmiş olsun. Bir sendikacı biliyorum. Ankara’dan İstanbul’a uçakla gider, arabası ise önceden yola çıkarak onu İstanbul’da havaalanında karşılardı. Bu sendikacı uçakta da ekonomi sınıfında uçmaz, mutlak ve mutlak “business class” uçar, iki misline yakın para öderdi. Böyle bir sendikacıdan ne olur ki!

Malvarlığı ne kadar?

Sendikacının net aylığını, ikramiyesini, harcırahını, malvarlığını incelerim. Dolarlarını ayakkabı kutusunda depolayan sendikacı görmesem de, onlarca daireye, binlerce dönüm araziye sahip olanlarını gördüm. Fatura üzerinde salakça tahrifat yaparak sendikanın parasını çalanları, yılın 376 günü harcırah alanları, naylon faturayla sendikayı soyanları, gayrimenkul alımında rüşvetçileri, bankaya para yatırırken düşük faiz gösterip açıktan para alanları biliyorum.

Sendikacının aile yaşantısına bakarım. Ailesine düşkünse, ahlak dışı ilişkilere girmiyorsa, gözümde önem kazanır. Ancak öyle sendikacılar gördüm ki, yabancı hayat kadınlarıyla birlikte olabilmek amacıyla İstanbul’a seferler düzenliyor, yanına çekmeye çalıştığı bazı şube başkanlarının kadın bulmasında aracılık ediyordu. Bazı sendikacıların telefonlarını dinleyen istihbarat görevlileri herhalde hayat kadınlarına ilişkin epey bilgi toplamışlardır.

Sendikacının işini yapıp yapmadığına bakarım.

Peki, sendikacının işini yapması ne?

Bazı sendikacılara göre, sendikacının en önemli işi, üyesinin hastasına doktor ayarlamak, çocuğuna yurt bulmak, üyenin kendisinin veya çocuğunun düğününde veya çocuğunun sünnetinde altın takmak, cenazelerde taziyeye gitmektir. Bunlar tabii ki insanlar arasındaki ilişkiler açısından önemli toplumsal dayanışma araçlarıdır; ancak sendikacılığı bunlarla sınırlayanlara saygı duymuyorum.

Bu ölçütleri kullandığımda da, hatalarını ve eksikliklerini bildiğim bir sendikacının, duran saatin günde iki kez zamanı doğru olarak göstermesi gibi, ara sıra iyi bir iş yapması karşısında, hoşgörülü davranamıyorum.

 

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeler alın, hemen abone olun.

Yorumlar