NETİZ TV
geleceğin net portalı

Suriyede ABD ve İsrailin tek kazanımı – PYD ve geleceği üzerine

ABD emperyalizminin yeni dönem stratejisi, özellikle enerji kaynakları olan bölgelerde güçlü ve dengeli devletler oluşturmak değil, tam tersine güçsüz, etnik ya da mezhebi bölünmeler le suni bir şekilde oluşturulmuş, sınır sorunları olan ve her zaman komşularıyla çatışmalara hazır küçük devletler oluşturmaktır. Bu türden parçalanmış yapılar herşeyden önce ABD nin o bölgede askeri olarak bulunmasını sağlaması yanında, gelişmelere hiç bir provokasyon hazırlama gereği duymadan askeri müdahale etme “yasal” kılıfını sağlamaktadır.

İkincisi ABD ye bölgeyi , bölge içinde var olan çelişkileri, güçleri dolaysız inceleme, alternative müttefikler oluşturma ve bu temelde bölgeyi sürekli “dengesiz” tutma olanağını sağlamasıdır.
Askeri olarak bölgede “garantör” olarak bulunma ve farklı güçleri yönlendirici hakimiyeti , ABD nin bölgede ve çevresinde diğer devletlerle pazarlıklarında avantaj ve zorlama gücünüde sağlamaktadır.
ABD nin Sovyet sonrası strateji ve taktiklerinin bu temel özellikleri doğrultusunda ABD PYD ilişkisini değerlendirirsek ABD PYD sayesinde ;
1- ABD nin tamamıyle kaybetmek üzere olduğu Suriye içine girme ve içinde askeri olarak kalma “yasal” dayanağını oluşturmuştur
2- ABD nin az-maaşlı-ordusunun ana kadrolarını yok olmaktan kurtarma, onları Suriyenin güneyine , hatta ta İran Sınırına Afganistana kadar değişik bölgelere aktarma olanağını sağlamıştır.
3- Irak Kürdistanını en azından şantajla , kontrol etme yolunda siyasi olarak (ABDyi) güçlendirmiştir.
4- Kuzey Suriyede , zaten var olan müttefikleri ile bağlantısını ve birbirlerine düşürme provokasyon ve tehditlerini dolaysız gerçekleştirme olanakları sağlamıştır.
5- Türk Sermayesi ve onun iktidarı ile pazarlıklarında bir başka etkin koz sağlamıştır.
6- Nihai hedefi Çin yolunda geçmek zorunda kaldığı İrana karşı yeni Zemin ve müttefikler kazanmıştır.
Yani ABD nin Suriye planları ,Rusyanın katılımı ile , her nekadarda büyük ölçüde , şimdilik yenilgi döneminde olsada, PYD ile ittifakıyla, yeniden canlanma ve yeni planlar içine girebilme olanaklarını sağlamıştır.
PYD ABD ilişkisi bu yapılan ittifakla değil, bu ittifakın sağlanması yolunda, ondan çok önce başlamış olup, sinsi planlarla PYD nin suni bir şekilde, güçlenmesini sağlamıştır.
Bu YPG nin Suriyede toprak alanını geliştirme ve gücünü merkezileştirme süreci içinde Kürt muhalefetlerinin bastırılması , diğer muhalefetlerin lider ve taraftarlarının cezalandırlması aktivitelerinde ABD nin , kendi uzun vadeli çıkarları doğrultusunda, sağladığı olanaklara ve yardımlar dönemine kadar uzanır.
YPG nin yüzlerce siyasi mahkumu tutukladığı haberleri Türkiye medyasında dahi fazla görülmez. Örneğin “bağımsız Kürt eylemcileri” kayıtlarına göre Muhalif Suriye Kürt Siyasi partisinden üst düzey bir yetkili Bahzed Dorsen 2012 den bu yana kayıp. 2013 yılında Yaklaşık 150 kişi YPG tarafından kaçırılmış. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 2014 raporuna göre, YPG Rojava’daki hapishanelerde muhalif Kürtlere ve tüm tutuklulara kötü muamele yapıldığı kanıtları ve şahitleri var. Kawa Khaled Hussein adlı bir Kürt muhalifin göz altında iken işkence de öldürüldüğü, Kürt muhaliflere karşı suikastlerin uygulandığı ( örneğin,Nasreddin Birhek başka üst düzey yetkili), “şüphe “duyulan, muhaliflerin sürgün edildiği (örneğin, ana Kürt muhalefetin lideri İbrahim Biro nun) ve geri dönerlerse öldürülecekleri tehditleri , yoğun tutuklamalar ve baskılar batı medyasında kayıtlardadır. (İnsan Hakları HRW pf dosyası)
ABD nin bölgede başından beri, Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDF) bir koalisyon olarak desteklerken, zaten inceleme ve kendilerine en uygun “ittifakı” bulma, belirleme arayışı içindelerdi. Bu ittifakın yukarda belirttiğim olanakları sağlaması gerekiyordu. Buna da en uygun YPG olması gerçeği, ABD nin seçimini ve içinde çalışmasını, onları merkezi güç haline getirmesi yönünde , yukarda verilen örneklerdede görüldüğü gibi, çalışmalarını hızlandırmıştı.
Sonuçta, resmi YPG ittifakı ile ABD için Suriyede “yasal”laşmanın tek çözümü böylece sağlanmış oldu.
ISIS in imhadan kurtarılışı
Rakka nın ISIS in başkenti olması, yerel oluşan güçlerin dışında ana kadroların bu bölgede olması, ABD nin YPG yi ittifak olarak seçmesinin nedenlerinden birisini teşkil eder. ABD nin ISIS e karşı savaştığına inananların sayısı, belkide bu konuda en geri olan ABD de bile oranı oldukça düşük. Başlangıçta , helikopterle “özel hareket” operasyonları maskesi altında değişik yörelerden tek tek kurtarılan kadroların, kitleler halinde ve silahlarıyla birlikte kurtulması olanağı, PYD nin Rakka hareketi ile sağlanmış oldu.
ABD ve PYD nin ISIS le bölgeleri “güvenli” terketme anlaşmaları, örneğin 120’den fazla ISIL üyesinin, silahları ile Rakka’yı terk etmesine ve Palmyra (Tadmur) bölgesine, gitmesine izin vermesi, ABD için yeterli olmamaya başladı çünki, Rus ve Suriye savaş uçakları onları terkederken bombalıyarak imha ediyordu.
ABD çözümü önemli kadrolarını uçakla kurtarma operasyonunda buldu. Diğerlerinide silahlarıyla birlikte ama dağınık olarak bölgelere dağıtma olanağı sağlaması, en son PYD nin videolara düşen anlaşmasıyla , hayata geçirmeye devam ediyor.
Bunlar söylentiler değil, ABD nin kendi açıklamaları, Rus Ordusunun açıklamaları ve PYD nin görselleştirdiği kanıtlarıyla da olan gerçeklerdir.
Sonuçta ABD bu ittifakı ile, ucuz-paralı-ordusunu imha olmaktan kurtarma olanağınıda sağlamış oldu.
En son Rakkadan Aşiretler Konseyi ile PYD nin onların şehri “güvenli “ terketme anlaşmaları süreci, ISIS in uçakla kurtarılma ve bölge değiştirme operasyonları, yankılarını Afganistanda, Çin, Rus, İran ve Pakistan işbirliği müzakerelerinde kendini gösterdi. Çünki bu grupların verilerine göre, kurtarılan İSİS elemanlarının bir bölümü, İran sınırına ve diğer stratejik alanlara yerleştirilmekte.
Bu konu diğer bir yazıda deyinilmesi gereken direk bağlantılı yukarda belirttiğim 6ıncı, nihai amaçla ilgili. Şimdilik bölgede kalalım.
Yeni bölünme, parçalanma ve ABD nin alternatif ittifakları
ABD nin düşünce ve politika üretme, araştırma kurumunun yukardaki haritasına bakarsak, onların strateji ve taktikleri bağlantısıyla olasılıklar konusunda oldukça fikir veren bir görüntüye sahiptir.
Kuzey Kürdistan, sadece Kürtleri değil, muhalif Kürtlerden, Arapları ve Türkmenleri içinde bulunduran bir alan. Buna ilave olarak, PYD nin Rakka operasyonları ile “kazanılan” topraklar, bazı Arap köylerin, ABD bombardumanıyla ve karada fiziki yıkımla geri dönülemeyecek şekilde imha edilişi, ve çok yakında belkide göreceğimiz , Kürt nüfüsün olmadığı Rakkada, özellikle şehirde bir “özerk” yapı, içinde uzlaşmaz çelişkileri ve kanlı çatışmaları taşımaya gebe bir durumu oluşturduğunu görebiliriz.
Her şeyden önce akılda tutulması gereken, bu bölgelerde Aşiret-kabile feodal yapısının hakim olduğu gerçeğidir. Sanırım bir kaç ay öncesinde, Urfa da, sadece bir kaç bölgenin bir kısmını oluşturan 50 aşiret resinin yaptığı toplantı, Suriyede ne kadar aşiretlerin olduğu konusunda bize fikir vermeye yetecektir.
Kendi etnik grubuna ait olmayan, sayısı belki yüzü aşan , köylerin zorla boşaltılması ve kimisinin imha edilmesi pratiği, özde “ilhak” pratiğinin farklı biçimde uygulanmasından başka bir şey değildir, ve çelişkilerin uzlaşmaztırılması, düşmanlaştırılmasını da beraberinde getirir. PYD nin , tamda ABD nin uzun vadeli planları doğrultusunda “Arap ve Türkmen nüfuslarını göç ettirmeye zorlayarak Kuzey Suriye’deki demografik değişimi amaçlayan ve aynı siyasi ideolojiyi paylaşmayan Kürtleri ezmeye devam etmesi” (aynı rapordan) pratiği, bölgenin çatışmalara gebe olacağı gerçeğini ortaya koyar.
Sonuç olarak, ABD PYD ile ittifağıyla bölgeyi her zaman çatışmaya hazır, “Lübnanlaştırılmış-Balkanlaştırılmış” hale getirmenin ve uzun vadeli devamını sağlamanın şartlarını yaratmaktadır. IS in Suriyede yenilgisi, çatışmaların sonunu değil, yeni çatışmaların başlangıcını getirecektir.
PYD, ABD-İngiliz-İsrail için gerçekten, Türkiyeye alternatif bir ittifakmı?
ABD neo-kon ları ve askeri çevreler açıkça bu ilişkinin “özel operasyon kuvvetlerine bağımlılığı ile bağlantılı olarak, her iki tarafa karşılıklı yarar sağlayan bir ilişki” si olduğunu söylüyor. Yani bu ittifakın “özel operasyonlarla” ve operasyonlar süreciyle ve operasyon çıkarlarıyla sınırlı olduğunu vurguluyor.
Ve somut görünen gerçektede ittifakın amacı yukarda 6 şıkta sıralanan taktiksel amaçların sağlanmasıyla sınırlı.
ABD Türkiye karşılıklı pazarlık blöfleşmeleri, beklenmeyen bir aşamaya gelebilirmi? Bu olasılık çok az ihtimalide olsa var. Neo-Konların , eski “havuç-sopa” politikasından “havuç” u çıkartıp sadece “sopa” yı yeni stratejisine ilave etmesi, Türkiyeyi İranla ve Rusya dan sonra Suriye ile yakınlaştırmakta. Ayrıca NATO nun varlığı ve ilkelerinide soruşturmaya itmekte. Özellikle tartışılan, ABD nin, Türkiye ile olan ilişkilerinde NATO antlaşmasının 3 ve 5 inci maddeleri kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediği ve ihlal etmesi, diğer NATO üyelerini de endişe içine sokması konusunu gündeme getiriyor.
Neo-konların taktiklerinin Suriyede Esadı yıkma anlamında başarısızlığı, Kürtleri stratejik çıkarlarına ters düşen bir şekilde Rusya’nın eline teslim etme korkusuyla, ilk dönemlerde ABD ve Türkiyeyi bir araya getirmiş, ve hatta Türkiyenin Kürdistanla iyi ilişkiler kurması, bir çeşit özerklik konusunda uyum içinde olduğu şartlarını da değiştirmiş, Türkiyeye pazarlıklarda biraz daha fazla güç vermis oldu.
Bu pazarlıklar sürecinde Türkiyenin bastırmasıyla , bu ittifak sonucu , PYD, ABD nin Suriye Kürdistanı özerkliğine karşı çıkması olasılığında, önemli kozlarından biri olan Suriye ve Rusya ile ittifakını da tehlikeye atmış oldu.
Buna ilave olarak, çıkarları doğrultusunda, Arap olmayan, gerek ekonomik ve gerekse askeri anlamda stratejik olarak önemli olan iki ülke, Türkiye ile İran arasında gelişen ilişkiler ve ortaklık , uzun vadeli “olmazsa olmaz “ niteliğindeki “Çine uzanan yolda İran” planları nedeniyle, ABD yi daha da zor durumda bırakacak bir gelişme olacaktır.
Kısacası ABD için Türkiye, daha doğrusu uluslarası tekelci sermaye için Türkiye, vaz geçilmez “stratejik ortak” niteliğine sahiptir. Türkiyedeki sermayenin ve palazlanmış milli burjuvazinin arasındaki uyumu sağlama ve gerek Orta Doğudaki yağmalamadan ve gerekse Çin İpek Yolu projesinden aslan payı almasını sağlama görevini üstlenmiş Dini gerici faşist iktidar , bu üstlendiği görevi hayata geçirebildiği sürece ayakta kalacaktır. Görünüşe göre de bunu gerçekleştirmek için hiç bir insanlık ve hatta savaş “suç”u işlemekden kaçınmayacaktır. Gerek Türkiyedeki sermayenin gücünü ve gerekse onların faşist iktidarını ve onun kapasitesini, onların yıllardır aslında çıkarları yönünde olan bir kaç “duygusal” askeri “kazanım”larla değerlendirmek, objektiflikten çok uzaktır.
PYD nin geleceği ABD nin Rusya, Suriye ve Türkiye ile pazarlıkları kıskacındadır. Suriyenin ikinci adımı olacak olan İdlibi temizleme askeri faaliyetleri, bu faaliyetlerin gerçekleşmesi için gereken yerleşim alanlarının belirlenmesi, bu yönde Suriyenin Rusya ve büyük olasılıkla Türkiyeyle anlaşmaları, bu süreç içinde köylerini kaybeden Arap aşiretlerin destekli askeri pratikleri, çok yakın gelecekte PYD nin geleceği ve ittifak üzerine daha da somut bilgiler verecektir.
Gelinen yerde, Çin ABD çıkar çatışmasını, Çin ipek yolu projesi ve bu proje çevresindeki ülkelerdeki sermayenin çıkar temelindeki stratejik ortaklıklarını ve çatışmalarını, emperyalizmin yeni strateji ve taktiklerini temel almayan değerlendirmeler ayağı yere basmayan değerlendirmeler olacaktır.
Bitirirken, aslında başka bir yazıya konu olacak bir öykü belki yararlı olur konu üzerine.
12 Eylülden sonra yurt dışında tanışmak zorunda kaldığım, yıllarca Afrikada paralı askerlik yapmış, vahşi, beyinsiz bir Türkiyeli , şaşırtacak şekilde “beyinli “ bir yorum yapmıştı – “”Siz solcular hedefe tüfeğin dürbününden doğru bakıyorsunuz ama tüfeğin namlusu, dürbünle aynı hedefte değil.” Bu doğru tesbiti nedeniyle, hikayesini dinlemeye evet demiştim. Afrikada petrol borularının geçeceği bölgedeki bir köyü, sırf diğerlerine örnek olsun, karşı çıkmasınlar diye, çoluk çocuk kurşuna dizip diğer köylülere ölüleri nasıl gömdürdükleri, iğrenç ve vahşi hikayeleri, asıl mesaj değildi. Çalıştığı şirket sorumlu elemanlarının o ülkedeki yerel hükümetin dışında, Avrupalı ve ABD li hükümet, asker ve sivil görevlilerinden daha üst otoriteye sahip olduğunu söylemesiydi. Yani hala Hakim sınıflardan bahsetip, hükümeti “o” sanmak, emperyalist deyip onların hükümet yada askerini ” o” sanmak, (bunun tersi olan ana teorik bakış doğruda) , pratikte hep yanlış… Anlamak biraz zor gerçi bunu.
Konulara hala duygusal, sınıflar üstü hükümetle, kurumla ya da kişi lerle sınırlı, binlerce örneklere rağmen hala homojen yapı iddiasındaki milliyetci, kahramanlık vs bakış açılarıyla yaklaştığımız sürece, dürbünle namlu farklı hedeflerde olmaya devam edecektir.
Erdoğan A

1-3 Haziran 2017


Konu üzerine bağlantılardan
Amnesty International. (2015) SYRIA: US ALLY’S RAZING OF VILLAGES AMOUNTS TO WAR CRIMES, [online] 13 October. Available at: https://www.amnesty.org/en/press-releases/2015/10/syria-us-allys-razing-of-villages-amounts-to-war-crimes/
Antonopoulos, P. (2017) UN report counters Amnesty International’s claim that Kurds are ethnically cleansing in Syria, Al-Masdar News, [online] 15 March. Available at: https://mobile.almasdarnews.com/article/un-report-counters-amnesty-internationals-claim-that-kurds-are-ethnically-cleansing-in-syria/
Human Rights Watch. (2015) Syria: Kurdish Forces Violating Child Soldier Ban: Despite Promises, Children Still Fight, [online] 15 July. Available at: https://www.hrw.org/news/2015/07/10/syria-kurdish-forces-violating-child-soldier-ban-0
U.S. Department of State. (2017) 2017 Trafficking in Persons Report: Tier 3, Available at: https://www.state.gov/j/tip/rls/tiprpt/countries/2017/271293.htm

 

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeler alın, hemen abone olun.

Yorumlar