NETİZ TV
geleceğin net portalı

REYHAN DAĞ: KADIN İNSAN

Yazar İleti: Reyhan Dağ

Babası pazarlarda sebze meyve satardı
Annesi ev kadınıydı
İlk çocuklarıydı Satı
daha sonra bir kız ve iki oğulları olmuştu

her ne pahasına olursa olsun çocukları okumalıydı…
Satı annesinden dinlediği halk hikayeleriyle uykuya dalar
sabahleyin erkenden de babasının o yanık sesiyle söylediği:
“Kimi hızlı gider uzun yol tutar
Kimi altın satar kimi pul yutar
Kimi soğan bulmaz kimi bal yutar
Kimi parmağını yalamış gider” Türküleriyle uyanırdı…

O taze beyin kıvrımlarına nakış nakış işlenmişti halkın hikayeleri ve türküleri. Büyümüştü artık genç kızdı, incecik narin bir bedeni vardı, yüreği neredeyse bütün insanlığı kucaklayacak kadar temiz ve berraktı.
Ne eziyetlerle okudu
Sonrasında memur oldu
Satıydı adı
Herhangi bir kadındı
Yaşamı da herhangi bir kadının hikayesi kadar ağırdı
Ama Satı “İNSAN-kadındı” 
………………………………………….
Suna’ydı adı
Satı’yla aynı yıllarda doğdu
şehrin diğer ucundaki bir kenar mahallede büyüdü
babası ölmüştü annesi işçiydi dayıları, ninesi, kardeşleriyle yaşardı.
Ninesi türkü söylerdi, dayısı saz çalardı, annesi halka dair hikayeler anlatırdı
Suna dinlerdi Suna anlardı…
Küçücük yüreği daha o yıllarda türkülerle, şiirlerle işlenmiş oyalı bir mendildi
hep halaydaydı!
Satı gibi Suna da incecik narin bir genç kız oldu
dilinde de en çok
Türküler vardı:

“Pir Sultan Abdal’ım gülüm dermişler
Bu şirin canıma nasıl kıymışlar
İster isem dünya malın vermişler
Sensiz dünya malın neylerim dostum” Dünyaya DOSTTU!

Annesi demişti çocuklarım okumalı!
Suna da okudu
Memur oldu
Suna’ydı adı herhangi bir kadındı
Hikayesi de herhangi bir kadının ki kadar ağırdı
Suna da “İNSAN-Kadın” olma çabasındaydı.
…………….
Satı ve Suna yıllar önce aynı işyerinde tanımışlardı birbirlerini.
Yaşadıkları dünyada insani ilişkileri hangi çıkar hesaplarının belirlediğini biliyordu her ikisi de
Suna bir “İNSAN-kadın” gördü
Satı da Sunayı gördü… Uzun uzadıya bakışmanın gereği yoktu.
Bundan sonra yapılacak olan tek şey birbirlerinin bu “İNSAN” yanlarını beslemek, büyütmek, geliştirmek, desteklemek, yüceltmekti
Her ikisinin de bu değerli DOSTLUĞUN temelindeki en büyük HESAP-KİTAP işleri de bu oldu

Sıkı çok sıkı sarıldılar birbirlerine!
Suna yıllar öncesini hatırladı:
Sevgili, biricik Satı’sı
Bir adama sevdalıydı
“Aşk” böyle bir şeydi
‘Sevgili Satım, Dostum, Kardeşim’ uçuyordu mutluluktan
Sevda da gelinlikte en çok BENİM İNSAN SATI’MA yakışırdı!
Düğün günüydü!
Suna,
10 gün önce “sapına kadar İNSAN” sandığı adamı gönül rahatlığıyla yollamıştı yaşamından, boşanmıştı…
“İNSAN” olmayan işte böyle rahat yollanırdı!
Oysa sanmıştı ki evlilik de hesapsız, kitapsız gönül-yürek-beyin birlikteliğiyle her iki insanın birbirini insani anlamda yüceltmesinin, çoğaltmasının, ilerletmesinin, kucaklamasının devamı bir yaşam, yol paylaşımıydı
öyle değilse bir takım adamlar da kadınlar da yaşamından böylesine rahat “YOLLANIRDI”
Satım benim, bari O mutlu olmalıydı!
Suna aldı eline mendili, geçti halayın başına aldı yanına “İNSAN” gelin “DOST” gelin Satı’sını ve Damat Ersen’i
türküler söylendi, zıgıtlar çekildi
Suna dikkatli kadındı halayda fark etti
Satı’sının kolu yaralıydı, canı yandı sordu:
‘Ne oldu koluna?’
Kapıya, çatıya, bacaya, masaya çarpmıştı
Suna inandı
Satı ilk kez bu kadar çok utandı.
Düğün bitti
Satı bitti!

Ersen “egemen güçtü”
İlk işi kendi hayvanca ÇIKARLARI için, Satı’yı susturmak sindirmek oldu.
Satı’yı herkesten bir çırpıda kopardı, aldı…
Özellikle de Suna’dan uzak durmalıydı!
Ersen egemendi kölesini elinde tutmak için hiç çekinmeden her türlü tedbiri derhal alıp Satı’yı en fazla da bu “BOŞANMIŞ” Suna’dan koparmalıydı.
Suna anladı
Satı utandı!
“Erkek-Ersen” her şeyden soyutlayıp koparsa da
türlü türlü baskıyı, işgenceyi uygulasa da
bu kadınların YÜREKLERİNDE BESLEYİP ÇOĞALTTIKLARI DOSTLUĞU YIKAMAZDI!
GÜCÜ YETMEZDİ!

“Gel gardaşım ayrı gezme,
Zalime boyunun eğme
Kula kulluk yakışır mı”
Satı doğurmuştu bir CAN!
Suna “CAN”ının “can”ını bile bir kez olsun kucaklayamadı
“İNSAN SATI – KADIN SATI – GELİN-SATI” ANNE-SATI da olmuştu ama bir kez olsun kutlayamadı Suna Satı’sını!
Oysa aynı sokakta oturuyorlardı

Bir sabah mahalle çalkalandı
Egemen-erkek-Ersen kendi insan(!) yanını ve karısının “İNSAN” yanını bininci kez satmıştı
Bir başka evli kadınla basılmıştı!
Erkekti yakışırdı
Ama Satı, Suna’nın Sevgili, Biricik Satısı
Bir kez olsun
“FAHİŞELİK” yapmadı!

Mahalle bin kez çalkalandı
Satı’nın hep ağzı-burnu yüreği dağıldı
Mahalle hep dillendi:
“İNSAN-kadın-anne Satı”ya: yazıktı, günahtı
ekonomik özgürlüğü(!) vardı, ayrılaydı
Suna yıllar sonra anladı

Üç-beş kişinin “ekonomik özgürlüğü vardı
geriye kalanlar kadın ya da erkek olsun tamamı zavallı
ülkeleri gibi “ekonomik özgür-süzdü”
Yıllar sonra yine aynı işyerinde çalışacaklardı
Suna Satı’sına baktı
Belliydi erkek-egemen-Ersen kendi BÖCEKLİĞİNİ Satı’nın tüm değerlerine sahip çıkıp geliştirmek ve mutlu olmak mutlu etmek yerine KARISI-KÖLENİN bedenini, ruhunu, kişiliğini yiyerek BESLEMİŞTİ!
Suna’nın yüreği,ciğeri yandı!
Oya Satı mutlu olmalıydı!

Sordu Suna: “Nasılsın Satım?
“Ben artık ben değilim Robotum
kocam bana ‘sağa bak’ diyor bakıyorum,
‘sola bak’ diyor bakıyorum
Aldatılıyorum
Dayak yiyorum
Eziyet, işgence çekiyorum
Sinir ilaçlarıyla ayakta duruyorum
Herkesten korkuyorum
Kocamdan nefret ediyorum ama çok güçsüzüm, çok zayıfım, hiçbir şey yapamıyorum…
Ne çok isterdim senin kadar güçlü olmayı ama
Satı yok artık Satı bitti
Suna sustu başka bir insan olsaydı:
“ben anamın karnında mı güçlü olmayı belledim be kadın?
Kaldı ki benim tek başıma güçlü olmam
Tek başıma kurtuluşum
Senin taaa kromozonlarına kadar tekmelenmemi, insanın-insanı tekmelemesini ENGELLEMİYOR İŞTE!
Milyonlarca Satı’m var ve milyonlarca ‘zavvallı ERSEN’
Ve bu aşağılık düzenden ‘BÜYÜYENLER-YİYENLER’
Sus
Delme benim ciğerimi delme!” derdi
Diyemedi!
Satı mutlu olmalıydı oysa…

Akşam oldu, mesai bitti
Yolda yürüyorlardı karşıdan bir adam geliyordu kendi halinde ve dalgın
Satı adamın kendilerine doğru geldiğini sandı ani bir refleksle Suna’nın koluna yapıştı
Suna önce şaşırdı, anlayamadı
Sonra anladı,
yüreğinin tokatlandığını sandı bininci kez kavradı
bu ülkede mutlu olamazdı,dünya mutsuzdu
“korkma ben yanındayım korkma sana kimse bir şey yapamaz!
Ağlayacağını sandı
Ağlamadı!
“Yürü bre Hızır Paşa
Senin de çarkın kırılır
Güvendiğin padişahın
O da bir gün devrilir!..
Ben Musa’yım sen Fravun
İkrarsız Şeytan’ı lâin
Üçüncü ölmeme bu hâin
Pir Sultan ölür dirilir!..”
Satısı’na sarıldı Suna
TÜRKÜ SÖYLEDİ!
TÜRKÜ DİLEDİ!

HAVVA ANA

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeler alın, hemen abone olun.

Yorumlar