NETİZ TV
geleceğin net portalı

NEOLİBERALİZMİN İFLASI VEYA EMEKÇİLERİN KAPİTALİZM İLE İMTİHANI ÜZERİNE

Yazar Yüksel Akkaya

Tarih tekerrür eder mi? Etmediği yönünde güçlü bir söylem var. Ancak, liberalizmin dorukta olduğu 1929 bunalımı öncesi ile sonrası karşılaştırıldığında, tarihin bir kez daha tekerrür etmek üzere olduğu pekala ileri sürülebilir: Neoliberalizm ciddi bir iflas ile karşı karşıyadır. Evet, bir kez daha bir kriz ile… Kuşkusuz, yaklaşık seksen yıllık aradaki fark ile.
Kapitalist düzen şimdi daha iletken, bağımlı, ancak bir o kadar da kırılgan hale gelmiştir; kapitalizmi tahkim eden önemli kurumlar oluşturulmuş, bölgesel birlikler kurulmuştur, iyi-kötü bir düş olan Avrupa Birliği ete-kemiğe büründürülmüştür. Üstelik, kapitalist sistemi tehdit eden alternatif bir düzen, sosyalist düzen de yoktur 1929 krizi öncesinde olduğu gibi. Öyle olduğu için de sosyal politika adına ne varsa teker teker ya yok edilmiş ya da etkisizleştirilmiştir…

1929 krizinden önce adına bir devrim yapılmış olan işçi sınıfı ve ona önderlik eden siyasal yapılar toplumsal açıdan önemli bir güç ve güven kaynağı idi. İşçi sınıfı hem örgütlü idi, hem de ihmal edilmeyecek bir eylem gücü vardı. Ne var ki, 1929 krizi bir devrim ile sonuçlanmak yerine gericilik ve faşizm ile sonuçlandı. İşçi örgütleri ve siyasal önderliğini üstlenen yapılar bu gericilik ve faşizm döneminde önemli ölçüde etkisiz hale getirilirken emekçileri bekleyen işsizlik, yoksulluk, düşük ücretle çalışmak oldu. Gericilik ve faşizm geriye çekildiğinde bir savaş sonrasında geriye kalan yıkım da kapitalist düzeni liberalizmden vazgeçmeye, “sosyalizme yaklaşmaya” yöneltmek zorunda kaldı. Bir Sovyet balerin ile evli olan ve Sovyetler Birliği’ni bir süre gözlemlemiş olan Keynes, kapitalist düzenin yöneticilerini devletin müdahalesinin kaçınılmazlığına ikna etti ve sosyal devlet, refah devleti işçi sınıfına, emekçilere bir “rüşvet” olarak önerildi. Bu köhnemiş düzeni yıkmak yerine, ne yazık ki, emekçiler, görece daha iyi bir yaşam vaad eden bu sosyal devlet/refah devlet “rüşvetine” razı oldular.

Tarih acımasız bir öğretmendir. 1970’li yıllardan sonra, yaklaşık otuz yıl boyunca kendisini yeniden üreten neoliberalizm, bu tarihsel hatayı işçilerin, emekçilerin “yüzlerine” vurdu: Açlık, yoksulluk, yoksunluk, işsizlik, düşük ücret ile yoğun ve esnek çalışma olarak her gün aynada kendisini gösterdi… Bugün bir kez daha alternatifsiz olduğu ileri sürülen liberalizm bir kriz ile karşı karşıyadır. 1929 krizinde olduğu gibi bu süreçten yine en olumsuz etkilenecek olan emekçiler olacaktır. Yine işsizlik, açlık, yoksulluk, yoksunluk, daha da düşük ücretlerle, daha kölecil bir ortamda yaşamak onlara vaad edilecektir. Ve bu büyük yıkımdan sonra, dün olduğu gibi, bugün de birikecek toplumsal öfkenin ve yükselecek olan toplumsal muhalefetin önlenmesi için Keynes reçetelerine başvurulması düşünülmektedir. Pervasızca, büyük bir iştahla sosyal devleti ortadan kaldırıp, sosyal politikayı etkisiz hale getirenler şimdi büyük bir korku ile geri çekilmekte, kendisini güvenceye almak için bir kez daha rüşvet teklif etmektedir. Kuşkusuz bu kriz ve başvurulacak önlemler emekçiler için

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeler alın, hemen abone olun.

Yorumlar