NETİZ TV
geleceğin net portalı

METİN ÖZUĞURLU: ADAM OLACAK ÇOCUK…

Yazar Metin Özuğurlu

“… Komşumun yalancısıyım; Çerkezlerde adam olacak çocuk oyuna başlarken “ben kimdenim” diye değil “kim benden” diye sorarmış. Murat Belge sosyalistlere bu soruyu baştan yasaklıyor; devrim vakti geçti, bu vakitte oyuna girecekseniz “ben kimdenim” sorusunu soracak ve yanıtını vereceksiniz, diyor. Bu çağrıyı Çerkezlerin diline tercüme etmek gerekirse sosyalistlere şu söylenmiş oluyor: Nasıl olsa adam olamayacaksınız bari taraf olun!..”

Gazetecilik kuramsal çözümleme kaldırmaz; malumat yoksa ne haber olur ne de analiz. Zaman malumat zamanı, mekân da istihbarat savaşlarının dorukta yaşandığı Türkiye olunca, ortalık, malumat bulmuş mağribi gibi kalem oynatan gazete yazarlarından geçilmiyor…

Sarsıcı dosyalarıyla dikkatleri üzerine çeken Taraf gazetesi ise ilk bakışta bu şablonun dışında bir görüntü veriyor. Nede olsa köşelerin emanet edildiği kimi kalemler, birikimleri itibarıyla kuramsal çözümleme kapasitesi yüksek isimler. Son günlerdeki ilgileri de gazete içi işbölümünde anlamlı bir yere sahip: Marksizmin ve Türkiye solunun otoriter özünü teşhir etmek ve bu suretle Ergenekonla mücadelede solun neden taraflaşmadığı sorusuna kuramsal açıklama getirmek. Ortaya konan tespitler şöyle özetlenebilir; formel demokrasi küçümsenmiş, liberalizm düşman bellenmiş, üstelik Soğuk Savaş dönemi düşünce kalıbı aşılamamıştır. İlk ikisi Marksist kuramdan, sonuncusu da bizim solcuların damardan gelen zaaflardır.

Artık isim de verebilirim. Murat Belge’ye göre Ergenekonla mücadelede solun neden taraflaşmadığı sorusu, kuramdan ziyade damarla ilgilidir; Soğuk Savaşa takılıp kalınmasa, bugün bu ülkede bir sosyalist devrim olasılığının (hele ki olanak) bulunmadığı kolayca idrak edilir; böylece formel demokrasi ile otoriter/faşist rejim şeklindeki iki geçerli seçenek arasında da kolayca tercih yapılabilirdi.

Türkiye sosyalistlerinin bu fikri sıçramayı yapabilecekleri konusunda Murat Belge oldukça karamsar; “konuşuyoruz ama boşa konuşuyoruz, bunlar adam olmaz” tadında yazıyor. Bence de haklı.

Komşumun yalancısıyım; Çerkezlerde adam olacak çocuk oyuna başlarken “ben kimdenim” diye değil “kim benden” diye sorarmış. Murat Belge sosyalistlere bu soruyu baştan yasaklıyor; devrim vakti geçti, bu vakitte oyuna girecekseniz “ben kimdenim” sorusunu soracak ve yanıtını vereceksiniz, diyor. Bu çağrıyı Çerkezlerin diline tercüme etmek gerekirse sosyalistlere şu söylenmiş oluyor: Nasıl olsa adam olamayacaksınız bari taraf olun!

Ben sosyalistleri tanıyorsam, olmazlar; bunda çocukça inatlarının payı belki olabilir; ama asıl gerekçe şu aşağıda sıralayacağım hususlarla çok daha ilgilidir.

  1. Her şeyden önce Murat Belge ve arkadaşlarının “marjinal sosyalist grupları” izlemeyi çoktan bıraktıkları alaşılıyor. Hani ahbaplığım olsa “soğuk savaşın bitimini müteakip” diye belirgin bir zaman da verebilirdim.
  2. Hadi bu durum anlaşılabilir, ama güncel Marksist çalışmaları izlediklerine dair de bir iz görülmüyor. Aksi takdirde Marksist kuram gibi özellikle son 10-15 yıl içinde muazzam bir açılım sergileyen ve sosyal bilimlerde yeniden kuramsal bir çekim merkezi haline gelen bir akım hakkında hala Popper ve Hayek tadında değerlendirmeler yapmak nasıl mümkün olabilir?
  3. Hadi Marksizmle gönül bağları da zayıflamıştır, bu da anlaşılabilir, ama ya siyaset bilimi içindeki çağdaş devlet, liberalizm ve demokrasi tartışmalarına bigane kalmalarına ne diyeceğiz? Soğuk Savaş döneminin “hür dünyasında” liberalizm ve (parlamenter) demokrasi arasındaki koşutluk görüngüsü belki taraftar buluyordu; ama son 15-20 yıl bu literatür, bu koşutluğun nasıl amansız bir karşıtlık içerdiği yolunda, üstelik Marksist de olmayan katkılarla doldu taştı. Temsili demokrasinin krizi tartışmalarının olgun meyvelerini (yönetişim kuramları gibi) verdiği bir vakitte, hala bu olguyu orijinal ambalajında ilk kullanımına hazır bir seçenek olarak sunmak nasıl bir iştir?

Evet, nasıl? Sanırım Murat Belge’nin sola atfettiği gerekçe tersinden kendisi için geçerli. Soğuk Savaş döneminde edindikleri derin birikime güncel duygusal öfkeyi bulamaç ederek kaleme alınmış tespitler yapıyorlar. Yok böyle değilse, yani Türkiye solunu, Marksizmi ve siyaset bilimini güncel açılımlarıyla izlemeyi sürdürüyorlar ve buna rağmen bu tahlilleri yapıyorlarsa, işte o zaman durum gerçekten de vahim demektir. İşte o zaman niyet okuması yapanları ciddiye almak gerekir.

p.s. Bu yazı sözü edilen kalemlerin uzmanlık alanlarındaki katkılarını asla değersizleştirmez.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeler alın, hemen abone olun.

Yorumlar