NETİZ TV
geleceğin net portalı

KÜBA'DAKİ DEĞİŞİMLER: SOSYALİZMİ TERKETMEK DEĞİL SOSYALİZMLE İLERLEMEK

Yazar Salim Lamrani(*) – Çeviren: Atiye Parılyıldız   


Ticari basın, Küba’da tüketime yönelik kısmi sınırlamaların, ulusal lider Fidel Castro’nun iktidardan çekildikten sonra, yürürlükten kaldırılmasını, ekonomik sistemde bir değişimin işareti, sosyalizmden liberalizme doğru bir geçiş olarak görmeyi tercih etti. Araştırmacı Salim Lamrani, bu gerçeği ayrıntıları ile gözlemledi…

Bu sınırlamalar artık yararsız hale geldikleri için kaldırıldı. Küba, Amerika Birleşik Devletleri’nin ekonomik ambargosuna rağmen, ekonomisini güçlendirmek için kendisine yeni ortaklar buldu. Bu yapılan yenilikler, politik bir kırılma anlamına gelmez. Bu reformlar – ki, üzerinde ulusal boyutta uzun tartışmalar yapıldı – Kübalıların, ekonomik sistemlerini muhafaza ederek, dünyadaki gelişmeleri yakalamaya ne kadar istekli olduklarını gösterir.

Batı basını, Raul Castro’nun başkan seçilmesinin ardından, Küba’da yapılan değişimlerle ilgili bıktırıcı, bitmek bilmeyen yayınlar yaparak, adanın ekonomisinin olası liberalleştirilmesini, şimdiden kutladı (1). Küba söz konusu olunca, her zaman, yüzeysel ve yanıltıcı şekilde davranırlar. Ve bu bir gerçek. Evet, elektrikli ev aletlerinin elde edilmesinde, otellere girişte, cep telefonu kullanımındaki sınırlamalar yakın zamana kadar yürürlükteydi ve bunun rasyonel bir açıklaması vardı. Ama çok uluslu haber kaynakları, bunları her nedense görmek istemediler. Aslında, Fidel Castro’nun seçimlere katılmama kararından kısa bir zaman önce, Küba sosyalizmini geliştirmek amacı ile, 2008 yılı başlangıcında, bütün ülkede yoğun bir tartışmaya başlanmış ve 1,3 milyon öneri üretilmişti.
Elektrikli ev aletleri
Medya, tamtam davullarına ve tencerelerine vurarak ilan etti; “Kübalılar artık elektrikli ev araçları ve diğer malzemeleri elde edebilecekler…” ve bunların satışının sanki daha önceden yasaklanmış gibi anlaşılmasını istediler (2). Gerçek çok farklı. Küba’da elektrikli ev aletlerinin satımı asla yasaklanmadı. Küba’da sadece, enerji üretiminin yeterli olmadığı bir dönemde, bütün halkın ihtiyaçlarını karşılamak için, bazı bilgisayar ürünleri, fazla enerji tüketen elektrikli ocak ve mikro dalga fırınlar gibi aletlerin satımı yasaklandı.
Aslında, Sovyet blokunun yıkılmasından sonra, 1991 yılında başlayan ve Özel Dönem (el periodo especial) diye adlandırdıkları süreçte, Küba uluslararası pazarın karşısında yalnız kaldı. Dış ticaretinin %80’ini kaybetti. Ayrıca Amerika tarafından uygulanan acımasız ekonomik saldırganlık, ekonomiyi yeniden kötüleştirdi. Bu güzel Karayıp adası, yokluklar ve kötü koşullar altında çok örselendi. Özel olarak da enerji yetersizliği nedeniyle uzun süreli karartmalara maruz kaldı. İşte bu dönemde yetkililer, elektrikli cihazların satışını sınırladı. Bu sınırlamalar tamamen haklı nedenlerle yapılmıştı. Bu türlü bir enerji tasarrufuna gidilmeyip sorumsuz davranılmış olsaydı, sistem çökerdi. Bundan dolayı da kısıtlamalar, Kübalılar tarafından güçlü bir şekilde desteklendi.
Kübalılara, yaratıcılıkları ve katlandıkları zahmetler için teşekkürler. Küba, Çin ve Venezüella gibi ülkelerle kurulan yeni ticari ilişkiler nedeniyle daha güçlü bir ekonomiye sahip olurken, enerji sorununu da çözmeyi başardı. 2006 yılında uygulamaya konan <<Enerji Devrimi>> projesi ile ülkedeki bütün ampuller yenilendi. Televizyon, buzdolabı, vantilatör gibi elektrikli aletler daha modern ve daha az enerji harcayan tipleriyle değiştirildi. Milyonlarca Kübalı devlet tarafından desteklenmiş, yani pazar fiyatının altında dağıtılan bu ürünlerden yararlandı. Teşekkürler, Enerji Devrimi.
Gerçekleştirilmiş olan enerji tasarrufu ile de halkın istemleri karşılandı. Videoların ve benzeri aygıtların, bilgisayarların, elektrikli ev araçlarının yenilerinin elde edilmesine gelince, bunu zaten, kısıtlamaların ileriye yönelik nedeni bize açıkladı. Böylece Kübalılar daha geniş bir tüketim malı seçimine de kavuştular. Bu nedenle, kısıtlamalar bir dizi yalnız ekonomik yapı faktörleri ile açıklandı. Yani, sınırlamalar enerji üretim eksikliğinden kaynaklanmıştı. Zaten, batı basını da, bu konunun etmenleri üzerinde durarak üzülmedi! Ayrıca da, “birçok Kübalının, mütevazı maaşları ile fiyatı piyasalar tarafından belirlenen, satıştaki yüksek bedelli bu mallara erişemeyeceklerini” tekrarlayıp durdu. Medya haklı olarak, bu konunun altınıçizmek için acele etti. Evet, bu bir gerçek. Ama, bu gerçek, fakirlik içinde yaşayan dünyanın, çok büyük bir kısmını da ilgilendiriyor. Onların başlıca endişeleri, bir DVD okuyucusu ya da bir mikro dalga fırını elde etmek değil, onların talepleri bugün Küba’da sıkıntı ve acısı yaşanmayan, sağlık ve eğitime ulaşabilmek, günde üç kez yemek yiyebilmektir.
BM Gıda ve Tarım Örgütü FAO’nun, son tarım ve gıda raporuna göre, dünyada gıda güvensizliği, bütün gezegende 854 milyon kişiyi etkilemekte. Gıdasızlık çeken bu insanların, 9 milyonu sanayileşmiş ülkelerde yaşamakta (3). Amerika kıtasında sadece üç ülke, 2015 dünya gıda zirvesinin amaçlarına ulaşmış durumda. Bu ülkeler Küba, Guyana ve Peru (4). UNESCO ya göre, şu anda, dünyada her beş kişiden biri okuma yazma bilmiyor, yani, 774 milyon kişi okuryazar değil. 74 Milyon çocuk okulsuz(5). Yine, UNİCEF’e göre, her gün beş yaş altı 26.000 çocuk açlıktan veya tedavi edilebilir hastalıklardan hayatını kaybetmekte. Yani dünyada her yıl 9,7 milyon çocuk bu nedenlerden dolayı ölmekte (6).
Latin Amerika’nın batı ile olan sorunsal ilişkisi ve Üçüncü Dünya ülkeleri nedeniyle, çok uluslu araştırmalarda, planlı olarak Küba gerçeği hep atlanır, listelerde yer yerilmez çünkü o iyi bir örnektir ve kaçınılmaz olarak da karşılaştırmalar sürecektir.
Cep telefonları
Küba’da, birincisi ekonomik, ikincisi de teknolojik sebeplerle, sırlanan cep telefonu kullanma hakkı genişletildi (7). Zaten, 90’lı yıllarda, batı dünyası tarafından da cep telefonlarına ulaşma imkanı kısıtlanmıştı.
O dönemde Küba’nın, halka cep telefonu sağlamanın dışında başka öncelikleri vardı. Konut, ulaşım ve gıda sorunlarının tehdit edici boyutlara ulaşması, onları daha çok ilgilendiriyordu. Bugün Küba’da gıda sorunu çözülmüş durumda. Ulaşım sorunu çözülmekte, özellikle Çin’den ithal edilen çok sayıdaki otobüsler içinde teşekkürler. Konut sorununa gelince, şüphesiz bu, halkın göğüs gerdiği birincil sorun olmaya devam etmekte.
Bu durum Küba’ya özgü bir sorun değil. Dünyanın başta gelen herhangi bir şehrinde aynı gerçek var. Tıpkı, Paris’te de olduğu gibi. Ama bir farkla: Küba’daki konut yetersizliğine Amerika Birleşik Devletleri neden olmakta. Amerika’nın yaptırımları, Küba’da yılda ek 100.000 konutun yapılmasını engellemekte. Paris’te durum böyle değil, onların karşısında saçma sapan bir yanlış var. Sonuç olarak, Paris’te 100.000 fazla konut, rahat sınıfların mülkiyetinde ve boş bulunurken, aynı şehirde 100.000 aile, başlarını sokacakları bir çatı aramakta. Bu duruma karşı bir kanun olmasına rağmen yetkililer bunu kesinlikle uygulamadılar. Küba’da, vatandaşlar, böyle bir skandalı asla kabul etmezlerdi (8).
İmar Bakanı’na göre Fransa’da, 1,6 milyon kişi banyosuz ve duş imkânlarından yoksun konutlarda yaşamakta. Bir milyondan fazla Fransız <<aşırı nüfus yoğunluğu>> diye adlandırdıkları, kuruluşlarda barınmakta. 550.000 kişi pansiyonlarda, bunlarında 50.000 çocuk, 146.000 kişi karavanlarda, 86.000 kişi sokaklarda yaşamakta (9). Hâlbuki Fransa’da iki milyona yakın konut boş, bunlardan 136.554 Paris’te. Diğer bir sapıklıkta: Yalnız Paris’te, 32.000 boş konut için vergi ödeniyor, oysa bu vergiyi oturarak ödeyebilecek 136.000 den fazla insan var. Fakat yetkililer, bu gerçeğe gözlerini kapamayı tercih ettiler.(10).
Cep telefonları konusuna geri dönersek, bu konudaki kısıtlama sebeplerinden ikincisi teknolojikti (Florida Boğazında bulunan, optik fibra kablosuna, Küba’nın bağlanmasını Washington engelliyor. Ayrıca, bundan dolayı , Kübalıların internete ulaşımları da hâlâ kısıtlı). Küba’nın aşırı derecede pahalı ve kısıtlı bir uydu bağlantısı var, işte bu haklı sebep yüzünden cep telefonlarına kısıtlama getirilmişti. Ekonomik durum düzelince bu hizmet de nüfusun tamamına sunuldu ama henüz fiyatları çok yüksek. Cep telefonu kullanımı batıda yaygın olmasına rağmen, gezegenimizde pek çok yurttaş için hâlâ lüks.
Otellere Giriş
Otellere gelince, iletişim araçları yine bir taraf tutma sınavı verdi. Batı basınının söylediği gibi 1 Nisan 2008 tarihine kadar lüks otellere giriş yasak değildi, ama sınırlandırılmıştı. Buradaki açıklamada sosyal ve ekonomik düzlemde olacak.
1959 devrim zaferinin ilan edildiği dönemde, yöneticileri çok kaygılandıran ve de kökünden kurutmak istedikleri bir olgu, doksanlı yıllarda (Özel Dönem olarak adlandırılan, çev. notu) yeniden dirildi: Fahişelik. Bu sorunu yok etme girişimleri esnasında, Kübalıların karşısına, yapmaları gereken bir takım zorluklar çıkınca Havana hükümeti, halkın turistik alt yapılara girişini sınırlandırmaya karar verdi. Bu sosyal olgu, henüz yok olmadı, büyük ölçüde zayıflatıldı.
Otellerde çalışan sosyal işçilere, emeklerinden ve ekonomiye yapmış oldukları önemli katkılarından dolayı teşekkürler.
İkinci açıklama ekonomik temellidir. 90’lı yıllardan itibaren başlatılan turizmin baş döndürücü gelişimi karşısında, Küba otelleri yabancılar ve Kübalılar için yetersiz kaldı. Yetkililer tarafından ekonomik bir muhakeme yapılarak, bilhassa yaz mevsimlerinde, yabancılar için bir ayrıcalık yapılmasına karar verildi. Ülkesinin dışında tatil yapacak bir turistin, parasını harcayacağı ülkede, beklentilerini bulamayarak hoşnut olmaması, o ülke için, anlamlı bir kazanç kaybı olurdu. Zaten, çok az Kübalı, lüks bir otele harcayabileceği gelire sahip. Ayrıca bu gelirini, diğer sektörlerde harcamış olsaydı, parası da ülke içinde kalmış olurdu.
Batı basını yine, Kübalı için çok yüksek olan otel fiyatlarının, onların gelirleriyle orantısı üzerinde durdu. *Associated Pres (AP) ajansına göre, çok az Kübalı; geceliği 173 dolar olan, başkentin itibarlı turistik kuruluşlarından biri, aynı zamanda Ernest Hemingway’ın (11) sık sık gitmeyi tercih ettiği <<Ambos Mundos>> (dört yıldızlı) oteline para ödeyebilirdi. Haklı. Ama bir farkla! Üçüncü dünya vatandaşları ve gelişmiş ülkelerde yaşayanların büyük bir bölümü için de, ünlü bir otelin odasına girmenin, onlar içinde lüks olduğu gerçeğinin altının çizilmesi, bir kez daha unutulmuştu. Karşılaştıralım, örneğin, kaç Fransız Paris’te bulunan beş yıldızlı Ritz otelinin bir odası için (en ucuzu) 730 dolar ödeyebilir?
Ekonominin liberalleştirilmesi mi?
Bir ihtimal mi? Bu reformlar Küba ekonomisini liberalleştirmeye doğru mu götürüyor? (13) Bunu düşünmek yanlış olurdu. 80’li yıllarda Kübalıların, bolca bulunan tüketim mallarına rahatlıkla ulaşabildiklerini hatırlamak gerekir. Daha uzun yürürlükte kalması doğru bulunmayan kısıtlamaların kaldırılması üzerine kısa bir tartışma yukarıda yapıldı.
Diğer yenilikler de hızlı bir şekilde uygulanmalı. Aynı zamanda Küba hükümeti, tarımsal üretimi artırmak için, küçük özel girişimcilere, kullanılmayan toprakları kiralamaya karar verdi. Zaten, şu anda, temel gıda maddelerinin fiyatları da zirveye tırmanmış durumda (14).
Küba’da akla uygun değişimler, 1959 yılında gerçekleştirildi. Ada bu tarihten beri sabit evrimi içinde ve de orada sürekli eleştiriler yapılmakta. Bundan emin olmak için, ulusal, özel olarak da günlük gazetelerden Juventud Rebelde (Asi Gençlik) ve Trabajadores’i (İşçiler) okumak yeterli. Bu gazetelerin sesleri üst noktalarda ve ödünsüz. Üst düzey yöneticiler arasında bu tartışmaları canlandırmak, sürekliliğini sağlamak konusunda inkâr edilemez bir politik istek var. Raul Castro’nun kızı seksolog Mariela Castro, lezbiyen, gey azınlığının haklarını ve <<Sosyalizm, ama daha az yasaklı>> düşüncesini müdafaa etmekte (15). İletişim araçları ise, bu gerçekleri algılamadıkları konusunda numara yapmaktalar. Hayır, tam tersine onlar –beklentilerini – ifade etmekteler.
Çok uluslu haber kaynakları, Washington ve Avrupa Birliği (boşuna beklemesin); Kübalılar Pazar ekonomisine geri dönmeyeçekler. Onlar, daha rasyonel, daha dürüst ve çağdaş sosyalizmi kurma yolundadaki mücadelelerine devam edecekler.
*Salim Lamrani: Amerika Birleşik devletleri ile Küba arasındaki ilişkiler konusunda uzman. Bu konuda birçok kitabı var. Fransa vatandaşı, Profesör, gazeteci ve yazardır.
Notlar.
(1) Will Weissert, «Raul’s Reforms May Strengthen Communism», 2 de abril de 2008.
(2) Will Weissert, «Castro Reforms: Dvd’s, Farms for Cubans», The Associated Press, 2 de abril de 2008.
(3) Organisation des Nations unies pour l’alimentation et l’agriculture, L’état de l’insécurité alimentaire dans le monde 2006 (Rome : FAO, 2006), p. 8.
(4) Ibid., p. 17.
(5) Institut de statistique de l’UNESCO, «Alphabétisme», 9 de abril de 2007. http://www.uis.unesco.org/ev.php?URL_ID=6401&URL_DO=DO_TOPIC&URL_SECTION=201 (sitio consultado el 15 de abril de 2008).
(6) UNICEF, La situation des enfants dans le monde 2008. La survie de l’enfant (New York, décembre 2007), p. 1.
(7) The Associated Press, «Cuban Restrictions Eased By Raul Castro», 2 de abril de 2008, Will Weissert, «Cubanos hacen largas filas para comprar celulares», The Associated Press/El Nuevo Herald, 15 de abril de 2008.
(8) Droit au Logement, «Le logement en chiffres: exclusions et inégalités», 2002. http://www.globenet.org/dal/index.php3?page=SOMMSITUCHIF (sitio consultado el 15 de abril de 2008).
(9) Ministère du Logement, de l’Equipement et des Transports, Questionnaire de la Commission de la Production et des Echanges. Projet de LFI pour 2001 & INSEE, enquête 2001 sur la population «fréquentant les services d’hébergement et les distributions de repas chauds», in Droit au Logement, op. cit.
(10) Droit au Logement, op. cit.
(11) Will Weissert, «Thanks Raul: Cubans Can Stay in Hotels», The Associated Press, 1 de abril de 2008.
(12) Hôtel Ritz Paris, «Tarifs».
http://www.ritzparis.com/jump_to.asp?id_target=1250&id_lang=1 (sitio consultado el 15 de abril de 2008).
(13) Reuters, «Les téléphones portables désormais autorisés à Cuba», 14 de abril de 2008.
(14) The Associated Press, «Cuba Lends private Farmers Unused Land», 1 de abril de 2008; Andrea Rodriguez & Will Weissert, «Communiste Cuban Solution: Private Farms», 5 de abril de 2008.
(15) Alessandra Coppola, «Socialismo, ma con meno proibizioni», Corriere della Sera, 27 de marzo de 2008.
Associated Press (AP)
Bu tip şirketler içinde en yaygın ağa sahip olan amerikan haber ajansıdır. AP, ABD başta olmak üzere gazetelere, TV ve radyo istasyonları gibi kuruluşlara, kendi personeli tarafından geçilen haberleri servisi yapan bir şirkettir. ABD dışında da pek çok gazeteler, Internet siteleri gibi haber kaynakları AP’ye üyedir ve bu ajansın haberlerini yayınlarında kullanırlar.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeler alın, hemen abone olun.

Yorumlar