NETİZ TV
geleceğin net portalı

Koalisyon Hükümetleri, Tek Parti Hükümetlerine Göre Daha Mı Başarısız?

 

tab-0

Koalisyonlar iddia edildiği gibi istikrarsızlıkların değil, toplumsal gerilimleri temsil yoluyla
azalttıkları için istikrara katkı yapma potansiyeli taşıyor.
Ekonomik büyüme tek parti, ya da koalisyonlara değil, uygulanan iktisat politikalarına bağlıdır.

Yazar: Bayram Ali EşiyokTürkiye Kalkınma Bankası

Seçimler yaklaştıkça hiç bir kanıta
dayanmadan koalisyon hükümetlerinin tek parti hükümetlerine göre daha
başarısız olduğu şeklinde bir ön kabulün olduğu görülüyor. Tek parti
hükümetlerinin istikrarı temsil ettiği ve bu nedenle daha hızlı büyümeye
neden oldukları ileri sürülüyor. Hiç kuşkusuz tek parti iktidar
taleplerinin arkasında başkanlık sistemine yönelik arayışların
bulunduğunu belirtmek gerekiyor. Başkanlık sisteminin en ideal örneği
olarak ileri sürülen ABD’de iki partinin egemenliği söz konusu olup,
küçük partilerin parlamentoya girişleri pratik olarak mümkün olmuyor.
Bu yazıda 1960-2013 dönemi göz önüne
alınarak, koalisyon hükümetlerinin ve tek parti iktidarlarının büyüme
başarımları çözümleniyor ve bu iki iktidar biçimi arasında önemli
(belirgin) bir farklılaşmanın olup olmadığı analiz ediliyor. Tekil
olarak Türkiye’nin büyüme performansının çözümlemesinin yaratacağı
sakıncalar göz önüne alınarak, Türkiye’nin büyüme başarımı değişik gelir
gruplarına ait (yüksek, alt-orta, üst-orta) ülkelerin büyüme oranları
ile kıyaslanarak değerlendiriliyor.
KOALİSYON HÜKÜMETLERİ DÖNEMLERİNDE BÜYÜME
Koalisyon hükümetleri dönemlerinde
Türkiye’nin yıllık ortalama büyüme oranlarını (farklı gelir grubuna ait
ülkelerin büyüme oranları ile karşılaştırmalı olarak) gösteren Tablo 1
incelendiğinde, 1962-1964 koalisyon iktidarı döneminde (askeri
müdahaleyi içeren 1960 ve 1961 yılları analiz dışında tutulmuştur) elde
edilen yıllık ortalama %6,7 oranındaki büyüme oranı, tabloda gösterilen
gelir gruplarına göre daha yüksek bir başarımı gösteriyor. Bu büyüme
oranına tek parti dönemlerinin hiç bir döneminde ulaşılamıyor. Bu
başarım planlamaya dayalı ithal ikameci sanayileşme stratejisi sayesinde
sağlanıyor.
1971-1980 koalisyon hükümetleri dönemi,
I970’li yılların sonlarında ekonomik krizin yoğunlaştığı ve bu nedenle
büyüme hızlarının (özellikle 1978, 1979 kriz yıllarında yaşanan
gelişmeler nedeniyle) önemli ölçüde aşındığı dönemi temsil ediyor. Bu
dönemde elde edilen yıllık ortalama büyüme oranının Türkiye’nin de
içerisinde yer aldığı “üst-orta gelir” kategorisine ait ülkelerin
gerisinde kaldığı anlaşılıyor.
Bu dönemi kendi içerisinde ikiye
ayrıştırarak incelemek daha anlamlı gözüküyor. İthal ikameci dönemin
1971-1977 alt döneminde GSYH yıllık ortalama %6,1 oranında büyürken,
kriz yıllarını temsil eden 1978-1980 arasında ekonomi yıllık ortalama
%0,5 küçülüyor. Farklı bir ifadeyle, koalisyon hükümetlerinin 1971-1977
arasında elde ettikleri büyüme oranının tek parti dönemlerinden elde
edilen büyüme oranlarından oldukça yüksek gerçekleştiği anlaşılıyor.
Türkiye’nin 1971 -1980 koalisyon
hükümetleri döneminde sağladığı ekonomik büyüme başarımı, olgun
ekonomileri gösteren yüksek gelir grubuna ait ülkelerden daha yüksek
gerçekleşmesine karşın, bunu bir başarı hikayesi olarak görmemek
gerekiyor. Zira yüksek gelir grubunda yer alan metropol ülkeler emek
rezervlerini büyük ölçüde tüketmiş, yoğun büyüme sürecine geçmiş
ülkelerden oluşuyor.
1992-2002 koalisyon döneminde gerçekleşen
yıllık ortalama %3,4 oranındaki büyüme oranının gerek “alt-orta” ve
gerekse de “üst-orta” gelir gruplarına göre daha düşük kalmasının en
temel nedeni, 2001 krizi ve 1999 yılında yaşanan depremden
kaynaklanıyor. 2000/2001 krizini koalisyon hükümetine bağlamanın hiç bir
maddi temeli bulunmuyor.

Tablo 1: Koalisyon Dönemlerinde Türkiye’de Oranları: Gelir Gruplarına Göre Karşılaştınma
Tablo 1: Koalisyon Dönemlerinde Türkiye’de Oranları: Gelir Gruplarına Göre Karşılaştınma
Tek parti döneminde sağlanan ekonomik
büyüme oranının Türkiye’nin de içerisinde yer aldığı “üst-orta gelir”
grubuna ait ülkeler kategorisinin altında kaldığını vurgulamak gerekiyor
(Tablo 2). Başka bir ifadeyle, tek parti iktidarlarında sağlanan
ekonomik büyümenin bir başarı olup olmadığını ortaya koyabilmek için
değişik ülke gruplarının büyüme başarımları ile kıyaslamak gerekiyor.
Bu kıyaslama yapıldığında Türkiye’nin
2003-2013 tek parti iktidarı döneminde sağladığı yıllık ortalama %5
oranındaki büyüme oranının “üst-orta gelir” grubuna ait ülkelerin yıllık
ortalama büyüme oranından 1,3 puan, “alt-orta gelir” grubuna ait
ülkelerden ise 1,2 puan daha düşük gerçekleştiği anlaşılıyor. 2003-2013
döneminde gerçekleşen yıllık ortalama büyüme oranı hiç parlak olmadığı
gibi, bu tek parti döneminde ekonomide nitel dönüşümün sağlanamadığı,
üretim ve ihracatın düşük teknolojilere dayalı yapısının kalıcılaştığı
da vurgulanmalı.
Tek parti iktidarları döneminde sadece
1984- 1991 döneminde sağlanan yıllık ortalama %5 oranındaki yıllık
ortalama büyüme oranının diğer gelir gruplarına göre daha yüksek
gerçekleştiği anlaşılıyor. Hiç kuşkusuz bu dönemde sağlanan görece
büyüme oranının arkasında 1980 darbesinin yarattığı anti demokratik
koşulları özellikle belirtmek gerekiyor.
Bu büyüme oranı, büyük ölçüde 1980
darbesinin sağladığı antidemokratik koşullarda uygulamaya konan 24 Ocak
istikrar programı sayesinde gerçekleşiyor Başka bir ifadeyle bu dönemde
sağlanan görece yüksek büyüme oranı demokrasiden büyük ölçüde
uzaklaşılarak sağlanıyor.
Ekonomik büyüme tek parti ya da
koalisyonlara değil, uygulanan iktisat politikalarına bağlıdır Bu
çalışmada da gösterildiği üzere, ekonomik büyüme başarımı ile iktidar
biçimleri arasında kesin bir bağıntı kurmak güç gözüküyor. Bazı
koalisyon hükümetleri döneminde sağlanan büyüme oranları tek parti
dönemlerinden daha yüksek gerçekleştiği gibi tersi de doğru. Bu
çerçevede büyüme oranı üzerinde tek partinin sağladığı iddia edilen
istikrar ya da koalisyon hükümetlerinin neden olduğu iddia edilen
istikrarsızlıktan ziyade uygulanan iktisat politikalarının etkisini
belirtmek gerekiyor. Türkiye ve benzer ekonomilerin planlamaya dayalı
ithal ikameci sanayileşme yıllarında daha hızlı kalkındıklarını
özellikle belirtmek gerekiyor Çevre ekonomilerinin liberal ekonomi
koşulları altında büyüme hızları düşerken, büyüme hızlarının
istikrarsızlaştığı ve sanayileşmede de tökezledikleri görülüyor.
Sonuç olarak, koalisyon hükümetlerinin daha
az başarılı olduğuna ilişkin kesin kanıtlar bulunmuyor. Koalisyonlar
değişik toplumsal sınıf ve tabakaları temsil ettikleri ölçüde
demokrasinin gelişmesine ve temsilde adalete daha uygun iktidar biçimi
olarak öne çıkıyor. Bu çerçevede koalisyonları istikrarsızlıkların
kaynağı olarak değil, farklı sınıf ve tabaka taleplerinin temsile
yansıması olarak görmek gerekiyor.

Tablo 2: Tek Parti Dönemlerinde Türkiye’de Büyüme Oranlan: Gelir Gruplarına Göre Karşılaştırma
Tablo 2: Tek Parti Dönemlerinde Türkiye’de Büyüme Oranlan: Gelir Gruplarına Göre Karşılaştırma
Oysa temsil gücü düşük tek parti iktidarlarının otoriterleşme eğilimlerinin daha güçlü olduğunu ve ülkeyi
anti-demokratik maceralara sürükleme potansiyeli taşıdıklarını belirtmek gerekiyor. Tek parti iktidarlarının istikrarı sağladıkları
savının arkasında açıkça belirtilmese de, farklı görüş ve taleplerin baskı altında tutulması yatıyor.
Koalisyonlar iddia edildiği gibi istikrarsızlıkların değil, toplumsal gerilimleri temsil yoluyla
azalttıkları için istikrara katkı yapma potansiyeli taşıyor. Bu nedenle koalisyonları zorlaştıran seçim sistemlerinin küçük partileri
parlamenter sistemden dışladıkları ölçüde temsilde adaleti sağlayamadıklarını ve demokrasiyi zayıflattıklarını belirtmek gerekiyor.
Seçim yaklaştıkça koalisyon hükümetlerinin başarısız olduğu şeklindeki mesnetsiz savın (hane halklarının borçlanma
oran ve eğilimlerinin arttığı göz önüne alındığında), arkasında
seçimlere yönelik pragmatik bir arayışın olduğunu da belirtmek gerekiyor
Tek parti eşittir istikrar kabulüne dayalı bu yaklaşımla kitleler
korkutularak oyların tek partide toplanması hedefleniyor.
Kaynak : dipbilgi.net
 Yazının alındığı kaynak: Cumhuriyet Gazetesi Bilim ve Teknolji eki, 20 Mart 2015

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeler alın, hemen abone olun.

Yorumlar