NETİZ TV
geleceğin net portalı

DR. HİKMET KIVILCIMLI: FİLİSTİN; KAYNAYAN PETROL KAZANI

Yazar Dr. Hikmet Kıvılcımlı – 5 Ocok 1971

Dünya her zamankinden çok ve aşırıca “Bir Tek Dünya”dır. En belirsiz noktasında bir sivilce, dünyanın büyük hastalığına bağlıdır. Filistin meselesi o sivilcelerden kançıbanı olanı, Yakındoğu’yu yangına verenidir…

Yakındoğu – Türkiye

Türkiye Yakındoğu’dan bir parçadır. Aslına bakılırsa Yakındoğu demek: Türkiye demektir. Dünkü Türkiye (Osmanlı İmparatorluğu) bugünkü Yakındoğu dedikleri şeydir. Bugünkü Yakındoğu dünkü Türkiye Tespihinin ipini koparmış taneleridir. Tarih bakımından durum budur.

Yakındoğu – Petrol

Ekonomi Bakımından Yakındoğu: Petrol demektir. İran’dan Cezayir’e, Fas’a dek uzanan dünkü Türkiye toprakları altında, kim derdi ki, yeryüzünün damarlarında dolaşacak eşsiz kan: Petrol yatıyormuş… Düne dek Türkiye, Batı kapitalizmine uzak ana sömürgeler yolu üzerinde bir köprü-engeldi. Emperyalizm Türkiye’yi, muazzam Arap dünyasından koparıp, şimdiki Cumhuriyet biçiminde yol kıyısına iteleyip dondurdu… Bir de bakıldı ki, Türkiye’nin atıldığı yerler petrol hazinesidir.

Emperyalizm bir yerde hazine gördü mü, onu aşırıp metropolüne taşıyamazsa, “Böl ve Güt” ilkesiyle hazinenin yerini yangın yerine çevirir. Emperyalizm nereye el atsa (Kore’de, Vietnam’da) başı belaya giriyor. Koca Hindistan’ı kasap çengelindeki et gibi kıydı. Pakistan parçasını bir çeşit Yakındoğulaştırdı. Latin Amerika ve Zenci Afrika için için tutuşurken, emperyalizm var gücünü (NATO’sunu ve 6. Filo’sunu) Yakındoğu’ya verdi.

Emperyalizmin Candamarı

Çünkü kapitalizmin candamarı, kandamarı, petrol damarı Yakındoğu’dadır. Bu candamarının böğrüne emperyalizm tuttu, hiç yoktan İsrail kamasını soktu. Ne vardı bu Filistin’de? 1,5 milyonluk zavallı vatansız Yahudiyi getirip o nalla mıhın arasına sokmanın ve her gün ölümle gözgöze getirmenin alemi var mıydı? Var dı. O “alem” petroldür.

New York milyonlarca Yahudi dolu. Bunların hepsi zengin milyoner. Yerlerinden kıpırdamazlar. Türkiye’deki 50 bin Yahudiden bile kalkıp giden yok Filistin’e. Hem Yahudilik ne? Bir din. Bu dindekilerin ortak bir dilleri bile yoktu. Yahudilik bir millet değil, olsa olsa bir ümmet. İçine yetmiş yedi buçuk millet karışmış. İslamlar, Hristiyanlar ya da Budistler ayrı bir yurt istiyorlar mı? NATO’lar, yurtları belli onlarca milletin sınırlarını eritirken, o bir avuç Yahudi züğürdü, müzeden bir dil (İbranice) çıkararak ayrı bir devlet kurmayı nereden aklına getirdi?.. Petrolden.

Petrol Kumktuması – Filistin:

Niçin Filistin? Yedi bin yıllık Irak-Mısır uygarlıkları bir yana. O uygarlıkların hemen bütün bezirgan yollarının düğümlendiği Kudüs kutsal kenti uğruna, derebeğileşmiş barbarların bin yıllık Haçlı Seferleri de bir yana. Filistin, 19. yüzyılda Avrupa kapitalizminin büyük sömürge geçitleri üstünde sataşma üssü olarak da eski görevini gölgede bıraktı. 20. yüzyılda Filistin’in bir petrol kumkuması olduğunu anlamak için, Yakındoğu haritasına bir bakıvermek yeter.

Filistin’de petrol mü var? Hayır. Olsa ne çıkar? Filistin finans-kapitalin petrol kuyuları ülkesi değil, petrol boruları ülkesidir. Yakındoğu’nun en büyük petrol kaynaklarında üretilen cevher akaryakıt, düne dek başlıca 4 uzun petrol borusuyla Akdeniz’e akardı. O pipelinelardan 3’ü doğrudan doğruya Filistin topraklarına emanet edilmiştir.

Birinci Petrol Borusu – İsrail:

En güneydeki birinci büyük pipeline, Kızıldeniz boyunca çıkarılmış petrolleri toplar. Bu petroller Akabe körfezinde Eliat Yahudi limanına getirilir. Oradan tam Filistin ortasında İsrail Devletini yara yara, ta Akdeniz kıyısındaki Aşgelon’a varır. Fakat gemilere verilmez. Boru, kuzeye doğru, kıyı boyunca geldiği yer kadar uzağa yollanır. Hep İsrail’in Aşdod – Yıbna – Yafa – Telaviv – Herali – Netanya – Hadena – Zikron – Atlit – Hayfa gibi kıyı kentlerini birbirine bağlar. Böylece İsrail Filistin’i uluslararası finans-Kapital petrol candaramarını, kendi şahdamarı gibi, tepesinden tırnağına dek kuşanır. İsrail’in hangi bölgesinde olursa olsun, Kızıldeniz’den Lübnan sınırına dek neresinde kılına dokunulsa, mutlak petrol borusuna dokunulmuş olur. O boruya değen, finans-kapital şahmerdanı dünya petrol şirketlerinin bamteline basmış olur. O bamtelinin harekete geçirdiği başta İngiliz-Amerikan emperyalizmleri gelmek üzere, birbiriyle domuz topu olmuş irili ufaklı tüm emperyalizmi ayağa kaldırır.

İkinci Petrol Borusu – Gene İsrail:

Yalnız o bir tek Akaba – Hayfa Pipeline’ı bile Filistin İsrailliği ile bütünüyle emperyalizmin içli dışlı, ölüm kalım kaynaşması içinde bulunduğunu göstermeye yeter. İsrail’e yumruğunu değil, parmağını uzatan; emperyalizmin petrol aortuna hançer saplamış gibi suçlu düşer. Ve bu petrol stratejisinde İsrail’in yedeği Ürdün olur. İsrail püf noktasını Batı’da Süveyş’e dek uzanan Sina çölü korur; Doğu’da Suriye ile Suudi Arabistan arasında Ürdün korur.

Hepsi bu kadar değil. Biri Basra Körfezi’nde Bahreyn kıyısından, öteki ikisi Kuzey Irak’ın Kerkük merkezinden kalkan 3 muazzam petrol borusu vardır. Bahreyn’den kalkan boru Arabistan yarımadasını boydan boya keserek Ürdün’ün en kuzeydeki doğu sınırından içeriye girer. 3-4 yüz mil kadar Kuzeybatıya, Suriye sınırına doğru varırken, Ürdün’ün Asfar semtinde birdenbire Kerkük’ten çıkmış 2 pipeline’den Güneybatı’ya ineniyle neredeyse birleşecekmişçe bir noktaya varır.

Üçüncü Petrol Borusu: İsrail’in Top Ateşi Altında

İki boru, Asfar’a yakın birbirini kestikten sonra, 100 km. kadar birbirlerine paralel olarak ilerler, Sabha’ya varmadan birbirlerinden ayrılırlar. Kerkük borusu ürdün’ün Mafrag – Hüsn – Irbid semtlerinden Batı’ya doğru İsrail sınırına girer, Nazaret semtinden geçerek tekrar İsrail’in Hayfa limanına bağlanır. Bu pipeline’ın durumu bize çok ilginç bir şeyi anar.

Kral Hüseyin, Gerillalara karşı kendi başkenti Amman’ı ve ona yakın Zerka’yı şiddetle topa tutup yaktı, yıktı. Ama Kuzey ürdün’deki Bekaa, Salt – Yeraş ve hele İrbid semtini kuşatmakla yetindi. Neden? Gerillalardan korktuğu için mi? Hayır. İrbid, Kerkük’ten gelen petrol borusu hizasındadır. Hüseyin neyin bekçi köpekliğini yaptığını biliyor. Onbinlerce ürdünlü Arabı sorusuz öldürüyor, petrol borusuna kıyamıyor. Nedense çeteler de ölüyorlar, petrol borusuna dokunamıyorlar!

Irak petrollerinin pipeline’ı çift boruyla Kerkük’ten yola çıkıyor. Fırat üstünde Al Hadithah’da iki boru birbirinden ayrılıyorlar. Güneye inen 3. boru Havran vadisini, Şam badiyesini aşıp, doğru Ürdün sınırına giriyor. Bahreyn borusuyla epey yoldaşlık ediyor. Sonra, Bahreyn borusu ansızın Kuzeybatı’da Tisia semtinden giriyor, Suriye Güney sınırına paralel olarak Batı-Kuzey’e gidiyor. İsrail sınırını dik, Kuzey yukarı çiziyor, Lübnan sınırına giriyor. Doğru Batı’da Sayda semtinde Akdeniz’e ulaşıyor. Bu gidiş insana iki şeyi hatırlatıyor:

1. Bahreyn ya da Irak borularından biri tökezlerse, Asfar semtinde ötekisinin yardımıyla karşılanacak.

2. Pipeline Ürdün’den doğru Suriye ve Lübnan’a ayrılıyor. Ama hep İsrail sınırına en yakın semtten geçiyor. İsrail bir atlasa 2. boruyu eline alacak. Ve atladı. Suriye’nin boru geçen bölgesini işgal etti. Lübnan’ın da pipeline çizgisine doğru olan Güney bölgesine ikide bir komandolara baskın yapmak bahanesiyle saldırıp duruyor.

Filistin meselesi böyle bir Petrol meselesidir.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeler alın, hemen abone olun.

Yorumlar