NETİZ TV
geleceğin net portalı

BİR KEZ DAHA UYARIYORUZ!

Yazar Kuvayi Milliye Dergisi  

(Kuvayı Milliye Dergisi’nin Mart – Nisan 2002 tarihli 33. sayısından)

Sivil Savunma Seferberliği – Halkın Ordulaşması – Ordunun Halk(çı)laşması yaşamsal zorunluluktur !..

Çok laf sadece aptallara söylenmez….
“Geliyoruum!” diye bağıra çağıra gelen tehlikelere, böl-parçala-yerelleştir-özelleştir-sömürgeleştir oyunlarına kaygısızca bakakalanlara da;
yabancı ortaklı şirketlerinin ve holdinglerinin çıkarını ulusal çıkarlarımızın önüne koyarak vatanımızı ve halkımızı sömürgeleştirenlerin “demokrasi” maskeli oyunları karşısında eli kolu bağlı durup yalnız şikayet edenlere de;

“dahili ve harici bedhahlar”, mevcut anayasayı bile çiğneyip, kuruluşumuzdan gelen temel yasa ve  dayanakları tümüyle ortadan kaldırarak Alman, Amerikan ya da İsrail güdümü ve mandalığı altında ülkemizi ve halkımızı yokoluşa sürüklerken, hâlâ “gaflet ve dalalet” içinde olanlara da;
Halkımızın Örgütlü Öncülüğünde Yeniden Kuvayı Milliye Programlı pratik önerilerimizi, Halk Temsilcileri Kurucu Meclisi ve Sivil Savunma Seferberliği duyurularımızı, “Ulusa Çağrı”larımızı, “Açık Mektuplar”ımızı ve daha bir çok değerlendirme ve taslak önerilerimizi yanıtlama gereğini bile duymayan demokratik kitle-meslek örgütlerinin ve cumhuriyet kurumlarının temsilcilerine de; çok laf söylemek gerekebilir…
Algılama ve refleks gösterme özürlülere de tekrar tekrar söylemek, anlatmak, içine itildiğimiz bataklıktan çıkış yollarını bıkmadan, usanmadan, yeniden ve yeniden göstermek gerekebilir…
Okuyan, dinleyen, anlayan varmış gibi…
Örneğin Kasım 2000 tarihli 25. sayımızda:
“Çağımızın savaşları, sadece askeri saldırı ve işgallerle olmuyor. Ekonomik, ticari, teknolojik, sanayi ve tarımsal, moral ve kültürel alanlardaki saldırı ve çökertmeler, hisse senetli $galler ülkelerin ve halkların varlıklarını tehdit ediyor. Bu nedenle, dünyamızda:
Ekonomik ve sosyal adalete dayalı, doğayla ve toplumla çelişmeyen bir topyekun kalkınmanın sağlanabilmesi; yaşanabilir bir doğa ve toplum kurulabilmesi; ekonomik, sosyal, siyasal, doğal ve askeri her alanda geri dönüşsüz nihai barışın ve adaletin sağlanabilmesi; Halkçı Cumhuriyetler – Cumhuriyetçi Halklar Birliği’nin gerçekleşebilmesi; hisse senetli $galin durdurulabilmesi; halkların ordulaşması, orduların halk(çı)laşması;
yaşamsal gereksinimlerdir. Tüm bunlar için
Mazlum Halklar Sivil Savunma Seferberliği” dosyasını açtık ve
Filistin halkımızın yanındayız
• İsrail’le imzalanan askeri anlaşmalar hemen iptal edilmelidir.
• İsrail istihbarat subaylarının ve silahlı kuvvetlerinin ülkemizdeki her türlü faaliyetine derhal son verilmelidir.
• Başta İsrail olmak üzere, emperyalist merkezlerin yerli ortakları aracılığıyla, direkt ya da dolaylı yollardan gaspettikleri tüm araziler, kıyılar ve GAP toprakları, kamu destekli üretici kooperatiflerine devredilerek millileştirilmelidir.” dedik…
Ocak 2001 tarihli 26. sayımızda:
“Durum Değerlendirmesi ve Gündem” başyazımızda “Batı’lı emperyalistlere karşı bir başka emperyalist güç merkezinin kucağına oturmak… Almanya ve Avrupa’ya karşı İsrail ve dolaylı ABD ittifakları ya da tersi; yağmurdan kaçayım derken doluya tutulmaktır.” gerçeğini yineledik. Filistin sorununun petrol sorunu olduğunun altını çizdik. Bir taraftan anarşizm ile hesaplaşırken diğer taraftan gerçekten halkçı ve ulusal bir cumhuriyet yaratmanın temellerini attık…
Mart 2001 tarihli 27. sayımızda:
İçine düşürüldüğümüz kaos ortamından çıkış yollarını, “Ulusa Çağrı”mızda yer alan pratik ve hemen gerçekleştirilebilir önerilerle aydınlattık. Uluslarüstü sermayenin hayati enerji gereksinimi için Dünya’yı nasıl ateşe atabileceğini göze batırdık…
Mayıs 2001 tarihli 28. sayımızda:
Tüm saptama ve önerilerimize sağır ve dilsiz kalanlara “Açık Mektup”lar yayınladık, ayrıca e-mail’ler gönderdik…
Temmuz 2001 tarihli 29. sayımızda:
Kuvayı Milliye Partisi Tüzük ve Program Taslağı’mızı, Ekonomik ve Sosyal Adalet ilkeli yeni bir Anayasa Teklifi’mizi, Hisse senetli işgale karşı ne küreselleşme, ne özelleştirme, ne de bürokratik KİT’lenme; halkçı, ulusalcı, demokratik merkeziyetçi kuvayı milliye reorganizasyonunu yayınladık.
Kamu bankaları ve arazileri, KİT’ler, SSK, Tarım, eğitim ve sanayi sorunları üzerine somut, pratik öneriler sunduk.
Eylül 2001 tarihli 30. sayımızda:
“Kaçan Moment, Tarihi Misyon ve Görev”i  hatırlatırken, “Mazlum Halklara Karşı ABD, AB ve İsrail Güdümlü Haçlı Seferlerine; Küresel Faşizme Hayır” dedik… “Yurtta: halkçı cumhuriyet ile cumhuriyetçi halk bütünlüğü; halkın ordulaşması, ordunun halk(çı)laşması… Bölgede ve Dünya’da: mazlum halkların ve onların halkçı, ulusal cumhuriyetlerinin özgür, demokratik, kardeşçe birliği”ni önerdik… Deccal’ın kapımızı çalamaması için “Yurtta Sulh, Cihan’da Sulh” sözünün nasıl yaşama geçirilebileceğini tartıştık.
Kasım 2001 tarihli 31. sayımızda:
“Küresel saldırılar zincirine karşı ulusal direnişler zinciri” önerdik… “Ne Amerikan üsleri, ne emperyalist NATO güçleri, ne Avrupa Güvenlik Kuvvetleri, ne İsrail ile yapılan askeri anlaşmalar, ne de yabancı ortaklı holdinglerin ve işbirlikçilerin oyunları; ülkemizi, halkımızı, ordu gençliğimizi, üniversite gençliğimizi ve çalışan gençliğimizi yıldıramaz – bölemez” inancımızdan hareketle yok edilmeye karşı yaşam cephesinin temellerini attık…
Ocak 2002 tarihli 32. sayımızda:
Bir taraftan 12 Mart ile hesaplaşırken diğer taraftan “Kumarhane Kapitalizmi”nin maskesini düşürüp sosyalizmin yaşamsal zorunluluğunu ve kaçınılmazlığını gösterdik. Emperyalist sistemin Avrupa güç merkezinin ülkemize neler dayattığını Avrupa’nın kendi kaynaklarından belgeleyen Türk-İş raporunu yayınladık, tanıttık, kitapçığını dağıttık…
Bu sayımızda da; tüm vurdumduymazlıklara, aymazlıklara, sağır ve dilsiz kalışlara, sansür girişimlerine, yok saymalara, susuşlara, görmezden-bilmezden gelişlere rağmen, Kuvayı Milliye dergisi olarak inatla, inançla, azimle ve kararlılıkla, insanlığa karşı Ortadoğu’da, Ortaasya’da, Afganistan’da, Türkiye’de, Filistin’de gerçekleştirilen ABD-AB-İsrail saldırılarına karşı savaşarak yaşamaya devam ediyoruz…
Yurtta sulh Cihan’da sulh için mazlum halkların kardeşliği
Dün Sovyetler Birliği ve Yugoslavya, bugün Irak, Afganistan ve Filistin halklarına karşı işlenen cinayetler, yarın halkımıza ve ülkemize karşı Kıbrıs, Ege, Güneydoğu bahaneleriyle aynen uygulanacak. O ülkelere ve halklara karşı yapılan bombardımanların çok daha şiddetlisi ve acımasızı bize yapılacak. Uluslarüstü finans-kapital ENERJİ, SU ve TARIM havzalarını %100 denetim ve güdümü altına almak istiyor. Emperyalizm; bir türlü tam olarak entegre edip ‘sistem’e uyumlu hale getiremediği halkımızı, uyuşturamadığı gençliğimizi, yaşayan komün gelenek-göreneklerimizi, vatanseverliğimizi, milletçiliğimizi, halkçılığımızı, ordu gençliğimizi, üniversite gençliğimizi, işçi ve işsiz gençliğimizi kırıp yok etmeden bunu gerçekleştiremeyeceğini biliyor. Ülkesi ve halkıyla Türkiye’nin varlığı buna engel. Bu nedenle ülkemizi parçalayıp halkımızı dağıtmak ve Türkiye’yi yok etmek istiyor.
Bugün artık ülkemizin ve halkımızın varlığını ve çıkarlarını klasik ordu ile, yalnızca TSK ile savunamayacağımız belli olmuştur. Günümüzde, denge politikalarının, belli bir aşamadan sonra işe yaramayacağı da açığa çıkmıştır. Emperyalizm; ya benden yanasın ya da teröristsin buyuruyor. Eğer onurlu ve insanca yaşayacaksak; egemenlik kayıtsız şartsız halkımızın olacaksa; işsizliğe, pahalılığa, açlığa mahkum olmayacaksak; daha fazla zaman yitirmeden ordulaşmış halk ve halk(çı)laşmış orduyu gerçekleştirmeliyiz… Bizim gibi ülkeler ve mazlum halklarla ekonomik, demokratik, sosyal, siyasi ve askeri her türlü stratejik kardeşliği ve ortaklığı hızla gerçekleştirip bölge ülkeleri ile Ortadoğu-Avrasya Paktı’nı yaşama geçirmeliyiz.
Uyarıyoruz! Hisse senetli $gal askeri $gale dönüşmek üzere…

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeler alın, hemen abone olun.

Yorumlar