NETİZ TV
net portal

Arap Coğrafyasında Yaşanan Kırılmalar:Emperyalizmin GölgesindePolitik İslam’ın Yükselişi

Yazar: İbrahim Nutku Nar
Tunus’ta enformel sektörde kendi hesabına çalışan bir sokak satıcısının, kendisini yakmasıyla sembolik anlamda başlayan ,”Arap Baharı” olarak adlandırılan toplumsal isyan hareketleri, zamanla kökleşerek ve etki alanını genişleterek, Kuzey Afrika ve Ortadoğu coğrafyasında yıkılmaz denilen birçok taşı yerinden oynattı ve bölgesel dengeleri tamamiyle değiştirdi.Batı’nın güdümünde, Batı’nın kuklası konumunda, uzun yıllardır faaliyet sürdüren işbirlikçi iktidarların toplumsal yaşamda açmış olduğu gedikler, sosyo-ekonomik,sosyo-kültürel ve sosyo-politik yapının geri bir seviyede olması, gelir adaletsizliğinin had safhaya varması, yok denecek kadar az kısıtlı sendikal hak ve özgürlüklerin sınıf hareketini işlevsiz hale getirmesi,yapısal işsizliğin kökleşmesi, eğitimli genç nüfus içinde yaygınlaşan gelecek kaygısı,turizm ve düşük ücretli hizmet sektöründe yoğunlaşan bir tür rantiye-sermaye sınıfının iktidardaki bürokratik elit azınlık ile birlikte baskıcı yöntemlerle sömürü sistemini derinleştirmesi vb. birçok sebep, Arap dünyasında yaşanan isyan hareketlerinin ana eksenini belirleyen toplumsal,siyasal ve ekonomik olgular olarak karşımızda duruyor.
“Arap dünyası”nda işsiz gençlerin, “yeni orta sınıf”ın, otoriter rejimlere karşı demokratik ayaklanmaları başlayınca, ABD ve Batı, “terorizme karşı savaş” ve “Büyük Ortadoğu Projesi” bağlamında başaramadıklarını, kabaran kitle muhalefetinin demokrasi talebini finanse ettikleri sivil toplum örgütleri aracılığıyla manipüle ederek gerçekleştirebileceklerini düşündüler. Böylece, bir devrimci enerji, daha baştan kontrol altına alınarak Batı’nın “yeni sömürgeci” projelerine yakıt yapılacaktı.” (1)
Mısır ve Tunus’ta etkili olan ve otokratik rejimlerin çökmesine neden olan bu sosyal hareketlerin, bu denli geniş çapta bir kırılma yaratabileceğini başta küresel güçlerde beklemiyordu.Bu noktada, isyan hareketlerinin başladığı ilk aşamada, kendi güdümünüdeki işbirlikçi iktidarların yanında bir pozisyonda yer alan Emperyalizm, zamanla güçlenen halk hareketlerinin iktidarları al aşağı edeceğini gördükten sonra safını değiştirdi ve mevcut hareketleri demobilize ederek kendi güdümü dahilinde bir noktaya sürükledi. “Yeni pozisyon “devlet aygıtını korumak için diktatörü feda etmek” mantığı üzerine kuruluydu. Bu ABD’nin bir dizi farklı tarihsel örnekte denediği bir taktiktir. Bu taktikte esas olan çok beklememektir. ABD’nin bu gibi durumlarda fazla beklediği örnekler Nikaragua ve Küba’dır. Küba’da Batista’nın, Nikaragua’da Somoza’nın arkasında durmaya devam ettiler ve sonunda burada devlet aygıtı bütünüyle çöktü. Sonuç olarak, ABD stratejik bedeller ödedi. Bu derslerin bilinciyle hareket eden ABD, bu sefer Mübarek’e “gitme zamanı geldi” dedi ve hemen ardından “Ilımlı İslamcı” denilen gruplar ve ordu arasında bir mütabakat sağlamak için kolları sıvadı.” (2)
Mısır odaklı ilerlersek ; bağımsız sendikaların, cılız da olsa sosyalist hareketin, Batı karşıtı seküler grupların sürecin içinde etkin olarak yer almasının doğuracağı olası tehlikelere karşı daha doğru bir ifadeyle Emperyalizmin bölgesel çıkarlarına aykırı bir iktidar blokunun oluşma ihtimaline karşı bir hamle olarak emperyalizm, halk nezdinde daha fazla nüfuza sahip olan ve daha geniş bir tabanı bulunan Müslüman Kardeşleri daha etkin bir konuma taşıyarak, ordu ile birlikte iktidar blokunun iki bileşeninden biri haline getirdi.”Mısır örneğinde, temel gerici güçlerin iki ayağı var. Bir tarafta ordunun komuta kademesi, diğer tarafta Müslüman Kardeşler. Bunlar birbirine düşman değil, müttefik. Aralarında güç rekabeti var ama müttefikler. Ve başta ABD olmak üzere emperyalizm tarafından destekleniyorlar. Amaçları, atasözünde olduğu gibi: Hiçbir şeyin değişmemesi için her şeyi değiştirmek.”(3) Petras’ın ifade ettiği gibi “Mübarekçiliği Mübareksiz sürdürmek” üzerine kurulu bu yeni düzlemde, Mısır’ı “Ilımlı İslam” formasyonuna göre yeni baştan dizayn ederek kendi hegemonyasını bölgesel projeye uygun bir şekilde tahsis eden emperyalizm, sıradaki hedef olarak gözettiği bölgedeki bir diğer önemli güç olan Kaddafi’nin Libyası’na karşı başlatmış olduğu operasyona da değinmekte fayda var.


1963 yılında Libya Üniversitesi Tarih Bölümü’nü bitirdikten sonra Bingazi’deki Askeri Akademi’ye giren Kaddafi, dönemin Mısır lideri Cemal Abdülnasır’ın düşüncelerinden etkilenerek anti-siyonist harekete katıldı.Arkadaşlarıyla birlikte Mısır’da krallığı devirerek iktidara el koyan “Özgür Subaylar Hareketi” ile aynı adı taşıyan gizli bir örgüt kuran Kaddafi, 1969 yılında yüzbaşılığına yükseldi.”1 Eylül 1969 tarihinde, Kaddafi’nin başında bulunduğu bir grup subay, Libya Kralı İdris sağlık sorunları nedeniyle Türkiye’de tedavi görürken yönetime el koydu ve İdris’in yeğeni Seyyid Hasan er Rida el Mehdi es Sanusi’yi tahttan indirerek ev hapsiyle cezalandırdı. Libya’da monarşi devri kapanmış ve Libya Arap Cumhuriyeti kurulmuştu.”(4) İngiliz askeri üslerini ve birliklerini ülkeden çıkaran Kaddafi, petrol şirketlerini ulusallaştırdı.SSCB ile yakın ilişkiler geliştiren Kaddafi, Afrika’daki birçok sol örgüte maddi ve ideolojik olarak destekte bulundu. 1970’den 1972’ye kadar Libya başbakanlığı görevini yürüten Kaddafi, 1977 yılında Libya Arap Halk Sosyalist Cemahiriyesi’nin kurulduğunu ilan etti.” ‘Kitle devleti’ anlamına gelen bu yönetim şekli, Kaddafi’nin iddiasına göre yerel halk konseyleri ve komünleri tarafından yönetilen bir tür doğrudan demokrasi örneği idi. Bu konseylerin en başında Halk Kongresi yer alıyor ve bu Kongre’ye “genel sekreter” sıfatı ile Muammer Kaddafi başkanlık ediyordu. Fakat iki yıl sonra, kendi eşitlikçi felsefesi doğrultusunda bütün sıfatlarını bir kenara bırakacaktı Kaddafi.”(5) İslam dini ve sosyalizmin temel prensiplerini, kendi yorumuyla eklektik bir biçimde bütünleştirmeye çalışan Kaddafi, bu çalışmalarını 3 ciltlik “Yeşil Kitap” adlı eserinde bir doktrin haline getirmiştir.

Eşitlikçi ve adil bir düzen kurmak isteyen Kaddafi bu doğrultuda, büyük şirketleri devlet kontrolüne alarak, sadece küçük işletmelere özel mülkiyet izni vermiştir.Eğitim,sağlık başta olmak üzere temel birçok hizmetin yanı sıra, elektrik,su,doğalgaz zorunlu ihtiyaç kapsamında olduğu için Kaddafi’nin Libyası’nda halka ücretsiz bir şekilde temin edilmiştir.IMF ve Dünya Bankası’ndan hiç kredi kullanmayan Kaddafi, Batı’ya karşı her zaman mesafeli bir konumda yer almış, Sovyetler Birliği ile yakın ilişkiler kurmuştur.
Genel anlamda anti-emperyalist bir figür olmasına rağmen, Doğu Bloku- reel sosyalizmin çökmesi ve dünyanın tek kutuplu bir yapıya evrilmesi, küreselleşme dalgasıyla birlikte neo-liberalizmin tüm dünyada geçerliliği olan hegemonik bir ekonomi politikası haline gelmesi diğer birçok faktörle birlikte değişen dünyanın yeni koşullarına ayak uydurmak adına Kaddafi, Batı ile yakın ilişkiler kurma yönünde hamlelerde bulunmuş, Filistin’e verdiği desteği bile çekmişti.Öyle ki, 2008 yılında dönemin ABD Dışişleri Bakanı Condeleezza Rice Libya’ya ziyarette bulunmuş ve ABD ile olan diplomatik ilişkiler yeniden tesis edilmiştir.Ayrıca “Lockerbie Faciası” olarak bilinen olaydaki sorumluluğu üstlenerek, tazminat ödemeyi kabul etmiştir.Tüm bunlara rağmen tarihsel süreçle birlikte ele aldığımızda, Kaddafi’nin Libyası; ulusal bağımsızlığını koruma noktasında anti-emperyalist bir duruş sergileyen, başlarda Batı’ya karşı sert bir duruş çizen ama daha sonraki süreçte Batı’ya karşı daha çok pragmatizme dayanan bir denge politikası güden, Afrika’nın çeşitli ülkelerine maddi ve lojistik anlamda büyük yardımları olan, Filistin Davasına verdiği yoğun destekle birlikte Siyonizm karşıtı harekette başı çeken, küçük-burjuva sosyalizmine yakın eşitlikçi-halkçı bir yönetim biçiminin etkin olduğu bir ülke olarak , emperyalizmin, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’ya yönelik kurguladığı ve pratiğe kanlı bir şekilde aktardığı makro ve mikro ölçekli bölgesel projelere engel teşkil edebilecek bir konumunda yer alıyordu.
“Arap Baharı” olarak adlandırılan bölgenin yeniden dizaynı projesi doğrultusunda Libya’nın işgali gerçekleştirildi.İlk olarak, emperyalist küresel güçler tarafından finanse edilen ve lojistik destek sağlanan Kralcıların, El Kaide militanlarının, aşiret liderlerinin, paralı askerlerin ve diğer grupların, Libya’da yaratmış olduğu iç savaş durumu kısa vadede istenilen ölçüde kazanımlar sağlayamayınca devreye NATO girdi ve yoğun hava ve deniz saldırılarıyla 42 yıllık Kaddafi iktidarı kanlı bir şekilde devrildi.


Sonuç olarak ; Ortadoğu ve Arap coğrafyasının kapitalist küreselleşmeye uygun olarak, küresel sermayenin bölgesel ve dönemsel ihtiyaçlarına yanıt verebilecek bir şekilde yeniden dizayn edilmesine, bu projeye paralel olarak ; seküler ve Arap milliyetçiliğine dayanan rejimlerin al aşağı edilerek, “Ilımlı İslamcı” hareketlerin iktidar koltuğuna oturtulmasına yönelik yapılan emperyalist müdahaleler, bugün “Arap Baharı” olarak adlandırılan sosyal hareketlerin özünü teşkil etmektedir.
Bölgenin neo-liberal dönüşüme uygun olacak şekilde siyasal,sosyal ve kültürel yapısının re-organize edilmesi, diğer bir ifadeyle, “Ilımlı İslam” paradigmasına dayalı bir toplumsal formasyonun Müslüman Kardeşler başta olmak üzere diğer gruplar aracılığıyla yerleştirilmesine dayanan bu sürece, nesnel konumu itibariyle “devrim”, içeriği itibariyle “ilericilik” payesi biçmek bile mümkün değilken, kendini “Sol”da hatta Marksist saflarda tanımlayan kanaat önderi konumunda yer alan birçok kişinin, utangaç bir şekilde dış güçlerin müdahalesine karşı gelselerde devam eden süreci “devrim” olarak niteleyerek, farkında olmadan veya art niyetli bir şekilde esasen liberal tezlere dayanarak, emperyalist müdahalelere meşruiyet kazandırma çabası içine girmeleri, teşhir edilmesi gereken bir olgudur.

Dipnotlar :(1) Ortadoğu’da ‘büyük oyun’ – Ergin Yıldızoğlu (Cumhuriyet), Şubat 2012 (2) James Petras’la ‘Arap İsyanı ve Emperyalist Karşı Saldırı’ üzerine – Sol Haber Portalı, Mayıs 2012 (3) ‘Çağdaş Marx’la Ortadoğu ve Türkiye üzerine… – Kürdaş Oğuz (Samir Amin Röportajı) HaberTürk Pazar, Haziran 2012 (4,5) Öldürülmesinin ardından bir Kaddafi portresi – Sol Haber Portalı, Ekim 2011

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeler alın, hemen abone olun.

Yorumlar